Turizmde rehavete kapılmayalım

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Nisan ayı olağan meclis toplantısını gerçekleştirdi. ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mızrab Cihangir Deniz, işsizlikten ekonominin durumuna kadar pek çok konuya değindi.

EKONOMİ - 30-04-2019 22:36

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Nisan ayı olağan meclis toplantısını gerçekleştirdi. ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mızrab Cihangir Deniz başkanlığında gerçekleşen toplantıda işsizlik vurgusu yapıldı. Deniz, işsizlik oranının 4 puan, genç işsizliğin ise 7 puan arttığına dikkat çekti.
 
“İşsizlik oranları arttı”
Merkez bankası faiz kararı açıklama metninde değişiklik yaptığını hatırlatan Deniz, “Döviz yeniden
yükseldi. Döviz rezervi azalmışken, enflasyon yüksek kalmaya devam ederken, gevşeme sinyali verilmesi yanlış olmuştur. Maalesef Merkez Bankası bir süreden beri piyasaya gerekli güveni verememektedir. Bu durumun değerlendirilmesi mutlaka yapılmalıdır. Ekonomide yüksek enflasyon, işsizlik ve durgunluk devam ederken, hata yapma lüksü yoktur. İşsizlik oranı 4 puan, genç işsizliği 7 puan artmıştır. 2018 Ocak ayında 3 milyon 409 bin olan işsizlik 2019 yılında 4 milyon 668 bin olmuştur. 2018 yılında işsizlik oranı ise yüzde 10.8 iken 2019’da yüzde 14.7, tarım dışı işsizlik yüzde 12.7’den 16.8’e, genç işsizlik oranı ise yüzde 19.9’dan 26.7’e yükselmiştir.  2018 Ocak ayında 3 milyon 409 bin iken, bu Ocak ayında 4 milyon 668 bine çıkmıştır. Henüz Ocak ayı işsizliğini biliyoruz. Şubat ve mart ayı oranları daha yüksek olacaktır. Bu işsizler dışında iş aramayan, ama iş olsa çalışmaya hazır olan 2 milyon kişi daha bulunmaktadır. Bunların bir kısmı iş beğenmediği için işsizdir. İşsizlik tarımda ve inşaatta istihdam azalması nedeniyle artmıştır. Geçen yıla göre inşaat sektöründe 500 bin, tarımda 350 bin civarında kişi işsiz kalmıştır. Yüksek işsizlik önemli bir sosyal sorundur.
 
“Devletin kurtarması bekleniyor”
Toplumdaki öfke ve gerilimde işsizliğin etkisi de bulunuyor diyen Deniz, “Bu sorunları aşmak için seçim sonrasında güçlü bir yapısal reform programı bekliyorduk, Hazine ve Maliye Bakanı tarafından çeşitli konularda genel başlıklar açıklandı. Açıklamada sigortacılıktan hal yasasına, küçükbaş hayvancılığa kadar çeşitli konular yer aldı. Önemli başlıklar olmasına rağmen, özel sektör olarak daha kapsamlı, detaylı resmi bir belge bekliyorduk. Burada en somut adım kamu bankalarına 28 milyarlık tahvil verilmesi oldu. Hazine döviz borçlarını ödemek ve bankalara destek olmak üzere bir dış borçlanma gerçekleştirmektedir. Yani devlet kamu bankalarına 50 milyara yakın kaynak sağlayacaktır. Bunun arkasından enerji ve inşaat şirketleri paketi gelecektir. Bilindiği gibi bazı büyük şirketler döviz kredisi alıp, büyük yatırımlara giriştiler. Herkes teşvikli, garantili kazanç var diye enerji yatırımlarına girişti. Şimdi bu firmalar kredilerini ödeyemiyorlar ve devletin kurtarması bekleniyor. Batan şirketleri, futbol kulüplerini, gazeteleri kurtarmak ve yaşatmak çok hassas bir konudur. Basiretli tüccar gibi davranmayıp bu kadar borçlanıp, kur riski alanların yükünü bütün toplum çekmemelidir. Ekonomi yönetimi döviz borçlarının nasıl ödeneceği, bütçe açıklarının nasıl toparlanacağı konusunda net bir açıklama yapmalıdır. Sorunlu kredilerin nasıl temizleneceği de belli olmalıdır. Açıklanan başlıklar arasında toptancı haller yasası, Sera A.Ş. ve küçükbaş hayvancılık projesi gibi adımlar var” dedi.
 
 
“Ortak akıl ile çözmeliyiz”
1 Mayıs Emek Bayramı vesilesiyle bütün işçilerin ve çalışanların bayramını da kutlayan Deniz, “Çalışanların mutluluğu ve verimliliği ekonomik gelişmenin
temelidir. Dijital ekonomide çalışanların yaratıcı, yenilikçi, teknolojiye hakim olması
zorunludur. Bu nedenle sendikaların güçlü olması hem ekonominin hem de toplumun
daha sağlıklı olmasını sağlar. 1 Mayıs gibi tarihlerin amacı, sorunların konuşulması ve
sorunların çözümü için çaba harcanmasıdır. Günümüzde böyle günleri bir kaç benzer
mesaj ve görüntü vererek, sözde kutlamış oluyoruz. İşçi sendikaları da aynı mesajları
tekrarlamakla yetiniyorlar. 1 mayıs vesilesiyle çalışanların sorunları ve bu konular
detaylı konuşulmalıdır. Kıdem tazminatı gibi sorunları işçi ve işverenler olarak ortak
akıl ile çözmeliyiz” diye konuştu.
 
“Linç düşünülemez”
 Ülke olarak önemli sorunların yeterince konuşulmadığını söyleyen Deniz, “Siyasi tartışmalarla işin özünü kaçırıyoruz. Basın yazmaz, biz konuşmazsak, sorunlar çözülemez. Irak sınırında dört askerimizi şehit verdik, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Maalesef Çubuk’ta şehit cenazesinde akla gelmeyecek olaylar çıkmıştır. Oradaki olaya siyasi bir mesele olarak bakılamaz. Hangi siyasinin, hangi partinin olduğu önemli değildir. Orada “öldürün, evi yakın” diye bağıran insanlar olmuşsa, toplum bu noktaya nasıl geldi diye herkesin öz eleştiri yapması gerekir. Kime karşı yapılırsa yapılsın, linç girişimi ilkel bir olaydır. Bırakın bir siyasetçiyi, medeni bir ülkede, bir katil bile olsa linç düşünülemez. 1993’de Sivas olayları da böyle başlamıştı. İnşallah, yarın sokaklarda böyle başka olayları görmeyiz. Çünkü konuşmalarda, yazılanlarda, televizyonlarda şiddet ve nefret dilinden geçilmiyor. Oradaki insanları suçlamanın anlamı yoktur. Toplum çocuk gibidir, ne verirseniz, onu alırsınız. Bu gerginlik siyaseti ülkeye hayır getirmez. Gerçekleri konuşmadan, tartışmadan
sorunlarımızı çözemeyiz. Milli birlik tek görüş, tek ses demek değildir, farklı görüşlere sahip insanların ve partilerin uzlaşması demektir” ifadelerine yer verdi. 
 
“Davalar imajımızı zayıflatmaktadır”
Dünyada yaşanan olaylar ve ekonomideki sıkıntılar karşısında Türkiye’nin bu sorunları aşması ve yeni bir bakış açısı geliştirmesi zorunludur diye konuşan Deniz, “ Bildiğiniz gibi, Sri Lanka’da otellere ve kiliselere bombalı saldırılar yapıldı, 45’i çocuk olmak üzere 250 civarında kişi öldü. Bu olaylar Endonezya’ya, Malezya’ya, Hindistan’a yayılabilir. Bu olaylardan bize ne diyemeyiz. Dünyada İslam ülkelerine karşı genel bir olumsuz duygu gelişiyor, bundan ekonomi de turizm de etkileniyor. Amerika Birleşik Devletleri bu ortamda İran’a ambargo koydu. Türkiye ambargo kararına karşı çıkmıştır. İran ile ticaret yapan şirketler yaptırıma maruz kalacaktır. Bu durum karşısında İslam ülkelerinin hali içler acısıdır. Libya’da, Yemen’de iç savaş var. Mısır’da demokrasi kalmadı. Suudi Arabistan, Kaşıkçı cinayetiyle hukuksuzluğun zirvesine çıktı. Maalesef ülkemizde de hukuk sistemindeki sorunlar, gazetecilerle ilgi bazı davalar imajımızı zayıflatmaktadır” şeklinde konuştu.
 
“Herkes anlamalıdır”
100 yıl önce İslam dünyasının çağın gerisinde kaldığını ve sömürge ülkeler olduğunu hatırlatan Deniz, “Atatürk ve arkadaşları çağdaş uygarlığın önemini gördüler. Türkiye o dönem bütün İslam dünyasına örnek oldu. Bu tarihi gerçekleri halen bilmeyen önemli bir kitle var. İstanbul’da bir üniversitemiz yurtdışından birisini davet etmiş, adam Atatürk hakkında ezberlediği uydurma şeyleri söylüyor. Bu sözler de alkışlanıyor. Bugüne kadar Türkiye’nin gücünün laiklik ve demokrasiden geldiğini herkes anlamalıdır. Davut başkanımız, her mecliste uzlaşma çağrısı yapardı. Biz de bugün geleneği
bozmayalım ve herkesi laik, demokratik hukuk devleti ilkelerinde buluşmaya davet edelim” ifadelerine yer verdi.
 
“Döviz yükselmeye başladı”
Ekonomide seçim bitince bir güven geldiğini ve verilerde bir düzelme başladığını söyleyen Deniz, “Tüketici güven endeksinde Nisan ayında belirgin bir artış oldu. Güven düzelmesi
tüketime, yani satışlara da yansıdı. Sanayi üretiminde ve konut satışlarında da bir dipten dönüş olmaya başladı. Konut satışındaki düşüş Türkiye ortalamasında %15 civarındaydı, %5’e indi. Karşılıksız çek oranlarında artış da durmuştur. Bunlar sorunların bittiği anlamına gelmemektedir, ama düşüşün yavaşlaması da önemlidir. Tam ekonomi dipten dönüyor derken, son günlerde yeni sorunlar güven kaybına neden olmuştur. İki hafta önce Merkez bankasının kamu bankalarına döviz verdiği haberleri çıktı. Yeterli bir açıklama gelmediği için döviz yükselmeye başladı” dedi.
 
“Bir türlü bitirilemiyor”
Tarım kredi kooperatiflerine bağlı SERA A.Ş.’nin 5 bin hektar teknolojik sera kuracağına dikkat çeken Deniz, “İlk etapta 20 bin dekar, orta vadede 50 bin dekar sera kurulacak dendi, ama ayrıntısı belli
değil. Türkiye’de 740 bin dekar sera olduğu, bunun 13 bin dekarının modern sera olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla 20 bin dekar veya 50 bin dekar Türkiye üretimine önemli bir katkı yapmaz. Hangi kaynakla, nerede, kim yapacaktır, bilmiyoruz. Sektörden gelen tepkiler üzerine tarım şurasında yeniden ele alınacağı açıklanmıştır. Tarımda bir yılda 350 bin kişilik istihdam azalması var. Tarımdaki sorunlar bir taraftan enflasyonu diğer taraftan işsizliği artırmaktadır. Gençlerin tarımdan kaçması,
iklim değişikliği, tarım arazilerine inşaat yapılması, üretici örgütlerinin zayıflığı, Tarım Bakanlığı örgüt yapısının yetersizliği sorunları çözülmedikçe bu tür projelerin etkisi sınırlı kalır. Lojistik master planı gibi konular yıllardır gündemdedir, nedense bir türlü bitirilemiyor. Bizim artık master plan aşamasını çoktan bitirmiş ve eylem aşamasına geçmiş olmamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
 
“Kaybedilen her gün büyük kayıptır”
2019’da başlaması gereken 11. kalkınma planının halen tamamlanamamış olmasını hatırlatan Deniz, “Sanayi strateji belgesinin süresi aynı şekilde 2018’de bitmiş, ama yenilenmemiştir. Bu gecikmelerde bakanlıklarda arka arkaya değişikliklerin de etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle mevcut siyasi gerginlik bitmeli, bütün partiler bir araya gelip, ekonomik ve siyasi reformlar için işbirliği yapmalıdır. Güçlü bir ekonomik program için muhalefet partilerinin de desteği alınmalıdır. Ekonomideki durum daha fazla zaman kaybetmeye uygun değildir. Kaybedilen her gün büyük bir kayıptır. Bir gün ülkede böyle bir beraberlik olursa her alanda daha hızlı bir gelişme göreceğimiz açıktır. Değerli arkadaşlar, Antalya turizmde sezona iyi başladı. Nisan başındaki gerilemeden sonra Paskalya tatili sayesinde turist sayısı yüzde 45 oranında artmaya başladı. Bir sorunla karşılaşmadan bereketli bir sezon olmasını diliyoruz. Almanya pazarında Ocak ve Şubat aylarında %50 artışla başlamıştık, mart ayında %18 düşüş oldu. Rusya, İngiltere, Hollanda pazarlarında yüksek artış devam ederken, Almanya pazarındaki düşüş dikkat çekicidir” diye konuştu.
 
Antalya olarak biz de turizm iyi gidiyor diye rehavete kapılmamalıyız diye konuşan Deniz, “
25 yıldır Kaleiçi ve kent merkezine turist çekme konusunu çok konuştuk. ATSO olarak Antalya Kültür Sanat ve Kaleçi Evi turizme dönük güzel çalışmalar yapıyorlar. Antalya Kültür Sanat’ta Merkez Bankası’nın “Bizim Sayfiyelerimiz ”Koleksiyonu sergisi var. ATSO Kaleiçi Evi’nde Ceyhun Atuf Kansu sergisi açıldı. Orada kafe işletmesine Japonya ve Kore’den turist grupları geliyor. Kent merkezinde ilerleme sağladığımız pek çok konu oldu, fakat halen olmamız gereken yerde değiliz. Maalesef kent merkezindeki ticaret ve yeme-içme yerleri istediğimiz düzeye gelemedi. Kaleiçi ve Kalekapısı tümüyle aynı tip giyim, çanta ürünleriyle dolup taşıyor. Halen turistin önünü kesenler var, bazı sokaklardan geçmek bile zor; kaldırımlar işgal edilmiş, yolun ortası işgal edilmiş, sandalyeler atılmış, yerli de yabancılar da rahat geçemiyor” ifadelerine yer verdi.
 
“Bir şeyler yapmak zorundalar”
Esnaf kendisini yenilemeden herşeyi devletten, belediyeden, odalardan beklerse hiçbir yere varamayacaklarına dikkat çeken Deniz, “Kent merkezinde turist olsun, ticaret olsun diyorsak kaliteyi artırmalıyız, imitasyon meselesinden vazgeçmeliyiz, kaldırımları işgalden vazgeçmeliyiz, caddeden geçenlerin önünü kesmemeliyiz. Artık Ticaret Bakanlığı, yani İl Ticaret Müdürlüğü ve Belediyeler bu konuda bir şeyler yapmak zorundadırlar. Kurvaziyer limanı konuşurken, önce o turistin geleceği yerlere de bir bakalım. Belediyelerimiz kent kültürünü güçlendirmek, kurallara uyulmasını sağlamak gibi konulara daha fazla dikkat etmelidir. Hep birlikte, ortak ilkeler saptayarak işbirliğiyle çalışırsak daha güzel sonuçlar alacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu.
 
“Ekmek fiyatları zorla sabit tutuluyor”
Ticaret Bakan Yardımcısı’nın ziyaretinden bahseden Deniz, “Odamızı ziyaret etmiş ve kendilerine işyeri ruhsatları, toptancı hal gibi konular aktarılmıştır. Ayrıca ekmek fiyatlarına yapılan suni müdahale de konuşulmuştur. Yüksek girdi maliyetlerine rağmen, aylardan beri ekmek fiyatları zorla sabit tutuluyor. Ekmekte kullanılan un, maya doğrudan sağlıkla ilgilidir. Devlet kaliteyi kontrol etmeli, adil rekabeti sağlamalıdır. Kaliteye bakmadan fiyatla oynarsanız, halkın sağlığını riske atmış olursunuz. Ankara’da ekmek fiyatına zam yapılmıştır, bütün Türkiye’de ve Antalya’da da zam kaçınılmazdır. Bugün azami fiyat tarifesi meclis gündemimizdedir. Komitemiz kilogram fiyatının 5 liradan 6 lira
25 kuruşa çıkmasını teklif etmiştir. Yönetim kurulumuz bu teklifi uygun görmüştür. Meclis onayına sunduk. Bu ay komite raporlarımızda belediyelerden beklentiler konusu öne çıkmıştır. Birçok komitenin ortak sorunu kayıtdışı, merdiven altı, ruhsatsız, ruhsata aykırı çalışan işyerleridir. Oda olarak komitelerimizin gündeme getirdiği sorunları en iyi şekilde sahipleniyor, her platformda takip ediyoruz. Komitelerimiz Odamızın mutfaklarıdır. Komitelerimiz ne kadar çok üretirse Oda daha fazla üretir. Bu nedenle komite çalışmalarına daha fazla ağırlık vermeliyiz. Ayrıca Oda etkinliklerine katılım ve desteğe de önem vermeliyiz” dedi.
Gonca ÖZTÜRK
Günün Diğer Haberleri