Geçtiğimiz yıl, döviz kurunda yaşanan yukarı yönlü hareketler nedeniyle tüm sektörlerde artan girdilere bağlı olarak fiyatlar da yükseliş gösterdi. Ortaya çıkan tabloya göre, hem üretici-tüketici tarafının hem ülke ekonomisinin büyük zarara uğradığı gözlendi. Öyle ki birçok sektörde konkordatolar ya da küçülmeler art arda geldi.
Fiyatlar uçuşa geçti
Tüm ülkede olduğu gibi, düşük enflasyon, düşük faiz, TL’nin diğer ülke para birimlerine oranla daha değerli hale gelmesi, büyümenin devam etmesi gibi beklentiler içinde olan Antalya’da da ortaya çıkan tablo şok etkisi yarattı. Ülke genelinde de Antalya’da da beklenilen, arzu edilen uzun vadeli hedefleri bırakın, kısa vadeli ekonomik hedeflerin dahi çok gerisinde kalındı. Bu durumun yansımalarından birisi de Ramazan sofralarında yaşandı. Bu yıl, yaş sebze-meyvedeki fiyat artışı geçtiğimiz yıla oranla yüzde 74’lük artış gösterdi. 2018’de 1 buçuk liradan satılan patatesin fiyatı, bu yıl 3-6 lira arasında değişirken bu fiyat artışları hemen hemen tüm sebze ve meyvelere yansıdı. Sebze-meyve fiyatlarında yaşanılan fiyat artışı et ve süt ürünlerinde de kendisini hissettirdi. İftar sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alan pastırmada da durum pek iç açıcı değil. Geçtiğimiz yıl Ramazan soflarına kilogramı 84-130 lira arasında değişen fiyatlarla konuk olan pastırmanın bu Ramazan’daki fiyat aralığı 108-200 liraya ulaştı. Et fiyatlarında aynı yükseliş devam etti. Geride bıraktığımız 2018 yılında kilogram fiyatı 45 lira olan kuşbaşı da fiyat 55 liraya, 38 lira olan kıymadaki fiyat 48 liraya yükseldi. Bu yıl, Ramazan sofralarında fiyatını en çok arttıran gıda ürünüyse beyaz et oldu. Öyle ki geçtiğimiz yıl, 8 liradan satılan tavuğun kilogram fiyatı bu yıl 14 liraya ulaştı.
Hassas terazi
Konuyla ilgili önemli tespitlerde bulunan et sektörü temsilcileri fiyatları tahmin edemeyeceklerini; ancak fiyat politikasıyla ilgili olarak akıllarındaki en net düşüncenin, gelecekte kasapların, kuyumcuların kullandığı hassas terazilerle iş yapar hale geleceği yönünde olduğunu söylediler. Hayvancılık sektöründe uygulanan yanlış politikalar sonucu bugün ülkenin et ithal edilmeye mahkûm bırakıldığını dile getiren kırmızı et sektörü temsilcileri, sektörü ayakta tutmak ve fiyatları düşürmek için tek yolun üretimden geçtiğini vurguladı. Sebze-meyveyle süt ürünleri sektöründe yer alan kesimler de kırmızı et sektöründen yapılan açıklamaları destekler yönde fikir belirttiler. Patates-soğan fiyatlarının arttığı döneme atıfta bulunan üreticiler, fiyatlar artınca ithal ürün getirmenin geçici bir çözüm olduğunu, bunun yerine bölge ve ülke tarımını ayakta tutacak politikaların geliştirilmesi gerektiğini ifade ettiler. Süt ve süt ürünleri sektöründe yer alanlarsa yem fiyatları ve diğer girdilerde bir fiyat düşüşü yaşanmadığı sürece sofralara ucuz süt ve süt ürünlerinin gelmesine imkân vermediler.
Veli AKOĞLU











