https://www.gazeteantalya.com/files/uploads/user/img/yazarlar/thumbs/y5-aydin-cevik.jpg
Aydın ÇEVİK

Yılbaşı Gecesi ve Namazla Dalga Geçen Gençlik...

29-12-2025 03:00 547 kez okundu.

Bir yılı daha geride bırakırken, takvimler değişiyor; peki ya zihniyetlerimiz, değerlerimiz, hassasiyetlerimiz değişiyor mu? Yılbaşı gecesi her sene olduğu gibi yine tartışmaların, sorgulamaların ve çelişkilerin merkezinde duruyor. Kimi için sadece yeni bir yılın başlangıcı, kimi içinse kimliğimizle doğrudan ilgili bir mesele.

Meseleyi ne abartarak yasakçı bir refleksle ne de “ne olacak canım” rahatlığıyla geçiştirebiliriz. Çünkü yılbaşı gecesi, sadece bir eğlence meselesi değil; dini, milli ve kültürel duruşun aynasıdır.

Dünü Bilmeden Bugün Anlaşılmaz

Yılbaşı kutlamalarının kökeni bize ait değildir. Noel kültürüyle iç içe geçmiş, Hristiyan Batı dünyasının tarihsel ve inançsal arka planına dayanan bir gelenekten söz ediyoruz. Elbette takvim değişimi evrenseldir; ancak bu değişimin alkol, kumar, israf ve ölçüsüz eğlenceyle kutsanması, bizim inanç ve ahlak dünyamızla örtüşmez.

Bir millet, başka medeniyetlerin ritüellerini sorgulamadan kopyalamaya başladığında önce değerlerini sulandırır, sonra kimliğini kaybeder. Dün bunu bayramlarımızda yaşadık, bugün yılbaşı gecesinde yaşıyoruz.

Bugün: Taklit mi, Teslimiyet mi?

Bugün gelinen noktada yılbaşı, özellikle genç kuşaklar için masum bir eğlence olarak sunuluyor. Oysa mesele sadece bir gece değildir. Normalleştirilen her davranış, yarının alışkanlığı olur.

Alkolün, kumarın, ahlaki sınırları zorlayan eğlencenin “özgürlük” adı altında pazarlanması; buna karşı çıkanların “çağdışı” ilan edilmesi ciddi bir zihinsel kırılmanın işaretidir. Kendi değerlerini savunan bir toplum, kimseye düşman olmaz ama kimseye de benzeme ihtiyacı duymaz.

Yarın: Kimliğini Koruyan mı, Eriyen mi?

Asıl soru şudur:

Yarına nasıl bir toplum bırakıyoruz?

Yılbaşı gecesini; muhasebe, şükür, dua ve tefekkür gecesi olarak değerlendirmek mümkünken; onu sadece tüketim ve eğlenceye indirgemek, yarının ahlakını bugünden zedelemektir.

Bizim medeniyetimizde yılın bitişi; hesaba çekilmenin, hatayı fark etmenin, doğruya yönelmenin zamanıdır. Takvim değişirken insanın değişmemesi, hatta geriye gitmesi bir kayıptır.

Son Söz

Kimseye nasıl yaşayacağını dayatmadan, ama kendi değerlerimizi de savunmaktan vazgeçmeden konuşmak zorundayız. Yılbaşı gecesi, kimliğimizi tarttığımız bir terazidir. O terazide hafif gelen, yarın bizi ayakta tutamaz.

Unutmayalım:

Kendi bayramlarını unutanlar, başkalarının gecelerinde kaybolur.

..................

Namazla Dalga Geçen Gençlik mi, Kutsalı Terk Eden Yetişkinler mi?

Açıyorsun telefonu. Bir video, bir video daha… “Mizah” etiketiyle servis edilen görüntülerde secde ti’ye alınıyor, namaz alay konusu yapılıyor. Kim yapıyor bunu? Gençler. Peki kim şaşırıyor? Kimse. Çünkü bu ülkede artık kutsalla alay etmek olağan, ona saygı duymak ise garipsenecek bir hâl oldu.

Herkes kolay yolu seçiyor: “Gençlik bozuldu.” Hayır. Gençlik bozulmadı; yetişkinler çürüdü. Gençler sadece gördüğünü yapıyor. Kutsala saygının olmadığı bir dünyada büyüyen bir kuşağın, namazı ciddiye almasını beklemek en hafif tabirle ikiyüzlülüktür.

İmandan sonra bu dünyadaki en büyük hakikat namazdır. Bu, romantik bir söylem değil; İslam’ın omurgasıdır. Namaz, insanın haddini bilmesidir. Secde, insanın “ben tanrı değilim” deme cesaretidir. İşte tam da bu yüzden rahatsız eder. Çünkü modern insan, özellikle de konforuna düşkün olan yetişkin insan, haddini hatırlatan hiçbir şeye tahammül edemez.

Soruyorum:

Kutsala saygısı olmayan bir toplumda hangi sınır ayakta kalabilir?

Bugün mezarlıkta rakı içmeyi “özgürlük” diye savunanlar var. Ölümün bile ciddiyetinin kalmadığı bir yerde, ibadetin ciddiyeti nasıl korunacak? Mezarlıkta kadeh kaldıran bir neslin çocuklarından, secdeye saygı beklemek akıl tutulmasıdır. Büyüklerin yüzsüzlüğü, küçüklerin dilinde alaya dönüşür. Bu bir tesadüf değil, nesiller arası bir mirastır.

Namazla dalga geçen genç, aslında şunu söylüyor: “Hayatın üzerinde beni aşan bir otorite tanımıyorum.” Bu cümle özgürlük değil, başsızlıktır. İlmi literatürde buna edepsizlik denir. Edep; sınırı bilmektir. Edep yoksa ahlak da yoktur. Ahlak yoksa hukuk, merhamet, vicdan da bir süre sonra çöker.

İmam Gazâlî’nin uyarısı nettir: İbadetin hafife alınması kalbin çürümesinin habercisidir. Bugün kalpler çürümüştür; çünkü ibadet hayatın merkezinden kovulmuştur. Namaz artık “kişisel tercih”, “özel alan”, hatta “espri malzemesi”dir. Bu dili kim üretti? Gençler mi? Hayır. Bu dili medya, akademi, entelektüel kibir ve suskun din adamları üretti.

En tehlikelisi de şudur:

Namazla alay eden gence kızıyoruz ama onu o noktaya getiren kültüre dokunmuyoruz. Çünkü dokunsak, konforumuz bozulacak. Çünkü sorun gençlikte değil; bizde.

Gerçek şu:

Kutsala saygı bittiğinde özgürlük artmaz, sadece çürüme hızlanır. Namazla alay eden bir toplum, yarın adaletle de alay eder, emanetle de, insan onuruyla da.

O yüzden şaşırmıyorum. Üzülüyorum ama şaşırmıyorum. Çünkü sonuç, sebebin ta kendisi.

Secde yeniden ağır gelmedikçe, namaz yeniden sarsıcı bir hakikat olarak yaşanmadıkça; bu alay bitmez. Ve bu alay sadece namazı değil, insanı tüketir.

Bu yazı bir serzeniş değil.

Bu bir hesaplaşma çağrısıdır.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Okullardaki Şiddet Dalgası: Türkiye Nereye Gidiyor? Bir Okulda Kırılan Sadece Çene Değil Berat Kandili: Affın, Muhasebenin ve Yeniden Başlamanın Gecesi Antalya’yı Sel Değil, İhmaller Boğuyor İnsanlar Nereye Gidiyor? Bu Bir Çöküş Hikâyesidir Kadına yönelik şiddet, tarihsel, kültürel, siyasal ve dini arka planları Türkiye’nin Seçenekleri Üzerine… Adalet Susarsa, Kim Konuşacak? Sumud Filosuna Müdahale: İnsanlığa ve Hukuka Açık Bir Saldırı Maneviyatı Ezilen Bir Toplumun Çığlığı 30 Ağustos Zafer Bayramı: Bir Ulusun Dirilişi ve Dünü Bugünü Sahte Diplomalar, Gerçek Gündemler “Gerçeğin Bedeli: Türkiye’nin Sessiz Çöküşü” Başlıksız Değil, Şuurla Seçilmiş Amblemler Kurban ve Kurban Bayramı’nın Hikmetleri Serik’te Yaşanan Dolu Felaketi 19 Mayıs: Dirilişin ve Sorumluluğun Tarihi Anneler Günü: Bir gün mü, Her gün mü? 8 Mart Kadınlar Günü ve İslami Açıdan Önemi Antalya ve Türkiye Genelinde Ekonomik Durum: Zorluklar ve Fırsatlar Miraç, manevi bir yolculuktur Bu yol; kişinin Kur’an-ı Kerim ile kimliğini inşa etmesidir “İlim ve Eğitim, Ahlakla Yücelir” Âdâb-ı Muâşeret 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü mesajı Kurban ibadetini eda etmemize sayılı günler kaldı İslam’ın emrettiği beş temel esastan biri de zekâttır Ramazan sevinci "Mülk Sûresinden Mesajlar" "Rahmet ve Mağfiret İklimi: Üç Aylar" "Evliliklerimiz Kolay Olsun" Ezan ve Kurban Önce Rabbini Razı et!... Toplumsal Huzurun Kaynağı Yeni bir yıl, yeni umutlar demektir Yolculuk Çok Kısa ​Onurlu bir destan 50 Soru 50 Cevap -7- 50 Soru 50 Cevap -6- 50 Soru 50 Cevap -5- 50 Soru 50 Cevap -4- 50 Soru 50 Cevap -3- 50 Soru 50 Cevap -2- 50 Soru 50 Cevap -1- Günahlardan arınma ayı:RAMAZAN Üç ayların manevi gölgesi Engelleri Sevgiyle Aşalım Şiddet İnsan Onuruyla Asla Bağdaşmaz Afetler Hepimizi Derinden Üzmektedir Kurban ibadeti ve Kurban bayramı önemi İslam medeniyeti, merhamet ve güzel ahlak Filistin ve Kudüs Meselesine Genel Bir Bakış Ramazan Bayramı bu yılda mahzun… Hüznü de sevinci de bir arada yaşıyoruz Göç ve Çarpık Kentleşme Medya Üzerinden Yapılan Algı İfsadı Ekonomik ve Sosyal Yapının Bozulması Ahlaki Bozulmanın Aile Üzerindeki Etkileri Aile Yapısı ve Etki Analizi Aile, Temel Yapı Taşıdır O, Allah’ın varlığa merhametinin bir tecellisidir Maskeler Virüs Yaymasın Faizin propaganda şekli!.. Neymiş efendim idam cezası kaldırılmış! Kurban ibadeti, Sevinç ve Hüzün Bayramı-2- Kurban ibadeti, Sevinç ve Hüzün Bayramı-1- 15 Temmuz, onurlu bir destanın adıdır Vedalaşmanın hüznünü yaşıyoruz Kadir gecesini hep birlikte idrak ve ihya edeceğiz Duygusal bir hikaye.. Tüm evlatlara ithaf olunur..!!! Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan Rabbimizin engin rahmetine sığınalım Hayat durgun bir nehre dönüştü İnsanlık ders almayacak mı? Erbakan Hocayı anlamak 3 Erbakan Hocayı anlamak 2 Erbakan Hoca’yı anlamak İlhakın adı, sözde barış planı Depremle birlikte ülke gündemi birden değişti Eleştirinin, aykırı bir yorumu Dur daha bitmedi! ​Aile çökerse toplum da çöker...3 Aile çökerse toplum da çöker...2 Aile çökerse toplum da çöker... Kural yok... Evin mahremi olmak Neden böyle oldu? Muhteşem bir yazı... Neden böyle oldu? Ya kurgu ya gerçek yoksa her şey geçecek Hakiki bir ‘var olma’ mücadelesi ​Regaip Gecesi ve Fazileti Eşitsizlik sorunu İnsanlığımız yok oluyor Ruh sağlığı yasası ​Milli Piyango illeti ​Kaç dostunuz var ? Adalet Alkol aklımızı başımızdan alır Türkçedeki yabancı kelime ve sözcükler ​Dizilerin Hayatımıza Etkisi Eğitim anlayışımız Dilin önemi ve dilimize sahip çıkalım