2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla milyonlarca öğrenci ders başı yaparken, ailelerin gündeminde çocuklarının eğitim ihtiyaçlarının artan maliyeti de yer alıyor. Saadet Partisi Antalya İl Kadın Kolları Başkanı Zübeyde Güler, yeni eğitim yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, kırtasiye başta olmak üzere eğitim giderlerinin aile bütçeleri üzerindeki yüküne dikkat çekti.
Güler, çocuklar için yeni bir başlangıç ve aileler için heyecan olması gereken okul döneminin, birçok aile açısından ekonomik kaygıları da beraberinde getirdiğini belirterek, “Bir çocuğun eğitim hakkı, bir ailenin geçim mücadelesine dönüşmemeli.” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUĞUMUN OKUL İHTİYAÇLARINI NASIL KARŞILAYACAĞIM?”
Okul döneminin başlamasıyla birlikte ailelerin kalem, defter, çanta, boya, silgi ve çeşitli yardımcı materyaller gibi temel ihtiyaçları karşılamak zorunda kaldığını ifade eden Güler, özellikle dar gelirli aileler açısından bu harcamaların önemli bir ekonomik yük oluşturduğunu söyledi.
Güler, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün bir öğrencinin yalnızca kırtasiye masrafının yaklaşık 7 bin TL’ye ulaşması, eğitimin aile bütçesi üzerindeki yükünü bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Kalem, defter, çanta, boya, silgi ve yardımcı materyaller lüks değildir. Bunlar, bir çocuğun eğitim hayatına başlayabilmesi için gereken temel ihtiyaçlardır.”
Ailelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik tabloya dikkat çeken Güler, “Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir anne-baba, bir çocuğunun yalnızca kırtasiye ihtiyaçları için binlerce lirayı nasıl karşılayacaktır? Birden fazla çocuğu olan aileler ne yapacaktır?” diye sordu.
“AİLE YILI DENİLDİ; PEKİ AİLENİN YÜKÜ NEDEN HAFİFLEMİYOR?”
Güler, 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edildiğini hatırlatarak, aileyi güçlendirmeye yönelik politikaların yalnızca söylem ve kampanyalarla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.
Ailenin güçlendirilmesinin, ailelerin günlük hayatlarında karşılaştıkları ekonomik sorunların azaltılmasıyla mümkün olacağını belirten Güler, şöyle devam etti:
“Aileyi güçlendirmek yalnızca kampanyalarla, sloganlarla veya belli dönemlerde verilen desteklerle mümkün değildir. Aileyi güçlendirmek; evladının eğitim masrafını düşünmeden karşılayabilen, çocuğunun beslenme çantasını doldurabilen, kira ve fatura arasında sıkışmayan, çocuğunun güvenli bir okulda eğitim gördüğünden emin olan anne ve babalarla mümkündür.”
Güler, bu noktada şu soruları yöneltti:
“Aile Yılı’nda bir öğrencinin kırtasiye masrafı neden bir ailenin bütçesini sarsacak seviyeye gelmiştir? Eğitim gerçekten ücretsiz midir, yoksa veliler görünmeyen eğitim faturalarıyla baş başa mı bırakılmaktadır?”
“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI”
Eğitimin ekonomik imkânlara göre farklılaşmaması gerektiğini ifade eden Güler, eğitim hakkının her çocuk için eşit şekilde güvence altına alınmasının sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu söyledi.
Güler, “Bir çocuğun babasının gelir düzeyi, annesinin çalışma durumu veya ailesinin yaşadığı şehir, onun eğitim imkânlarını belirlememelidir.” dedi.
Ekonomik şartların eğitim hayatındaki eşitsizlikleri derinleştirebildiğini belirten Güler, bir tarafta çocuklarının ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilen ailelerin, diğer tarafta ise okul masraflarını karşılamakta zorlanan ailelerin bulunduğunu ifade etti.
Güler, bu tablonun sosyal devlet anlayışı açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, devletin sorumluluğunun yalnızca okul binası inşa etmekten ibaret olmadığını kaydetti.
“Devletin görevi, çocuğun o okulda nitelikli, güvenli ve eşit şartlarda eğitim almasını sağlamaktır.” diyen Güler, eğitimde fırsat eşitliğinin ekonomik koşullardan bağımsız olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
“VELİLERİN KAYGISI SADECE EĞİTİM MASRAFLARI DEĞİL”
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla ailelerin yalnızca ekonomik sorunları değil, çocuklarının okul ortamındaki güvenliği konusunda da çeşitli sorular taşıdığını belirten Güler; okul güvenliği, servisler, okul çevreleri ve fiziki altyapı konularına dikkat çekti.
Güler, velilerin çocuklarını okula gönderirken;
“Okulumuz güvenli mi?”
“Servisler denetleniyor mu?”
“Okul çevreleri çocuklarımız için güvenli mi?”
“Deprem ve yangın gibi afetlere karşı gerekli tedbirler alınmış mı?”
“Okullarımızın fiziki şartları yeterli mi?”
“Çocuklarımız sağlıklı ve güvenli bir ortamda eğitim alabiliyor mu?”
sorularının cevaplarını bilmek istediğini ifade etti.
Bir çocuğun okul kapısından içeri girdiği anda ailesinin endişe değil, güven duyması gerektiğini vurgulayan Güler, “Bir anne-babanın çocuğunu okul kapısından içeri bıraktığında hissetmesi gereken duygu endişe değil, güvendir.” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİ AİLELERİN BORÇ YÜKÜ OLMAMALI”
Saadet Partisi olarak iktidara çağrıda bulunan Güler, eğitim politikalarının yalnızca öğrenci sayıları ve okul binaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Güler, eğitim maliyetlerinin bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini belirterek, “Bir öğrencinin yıllık eğitim maliyetini bütün kalemleriyle ortaya koyun. Kırtasiye, kıyafet, servis, beslenme, yardımcı kaynak ve diğer zorunlu giderleri dikkate alın.” çağrısında bulundu.
Dar gelirli ailelerin üzerindeki eğitim yükünü azaltacak kalıcı ve kapsayıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Güler, çocukların eğitim hakkının ailelerinin ödeme gücüne bağlı olmaması gerektiğini söyledi.
“AİLEYİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORSANIZ, ÖNCE GEÇİM SIKINTISINI HAFİFLETİN”
Aile politikalarının ekonomik hayatın gerçeklerinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Güler, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ekonomik ortamın oluşturulması gerektiğini savundu.
Güler, “Aileyi gerçekten güçlendirmek istiyorsanız, önce ailenin geçim sıkıntısını hafifletin.” dedi.
Çocukların sağlıklı beslenmesi, nitelikli eğitim alması ve güvenli ortamlarda yetişmesinin aile politikalarının önemli unsurları olduğunu belirten Güler, “Açlık sınırında yaşayan bir aileye yalnızca ‘daha fazla çocuk sahibi olun’ demek yetmez. O ailenin çocuğunun iyi beslenmesini, iyi eğitim almasını, güvenli bir okulda okumasını ve geleceğe umutla bakmasını da sağlamak gerekir.” ifadelerini kullandı.
“SİYASET, İNSANIN DERDİNİ ÇÖZMEKTİR”
Saadet Partisi'nin siyaset anlayışının insan odaklı olduğunu belirten Güler, kalkınmanın yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla ölçülmemesi gerektiğini ifade etti.
Güler, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bizim anlayışımızda siyaset, rakamlarla övünmek değil; insanın derdini çözmektir. Bizim için kalkınma, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarından ibaret değildir. Asıl kalkınma; çocuğun yüzündeki tebessüm, annenin evladının geleceğinden duyduğu güven, babanın ay sonunu nasıl getireceğini düşünmemesi, öğretmenin huzur içinde ders anlatabilmesi ve her çocuğun eşit imkânlarla eğitim alabilmesidir.”
“ADALET, OKUL KAPISINDA BAŞLAMALI”
Yeni eğitim-öğretim yılının öğrenciler, öğretmenler ve aileler için hayırlı olmasını dileyen Güler, eğitimde ekonomik ve sosyal eşitliğin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bir ailenin çocuğunu okula gönderebilmesi neden bu kadar pahalı hale geldi? Eğitim gerçekten ücretsizse, velilerin cebinden çıkan bu ağır faturanın adı nedir? ‘Aile Yılı’ denilen bir dönemde, ailelerin eğitim yükünü azaltmak için daha ne beklenmektedir?”
Güler, Saadet Partisi olarak çocukların geleceğinin ailelerin ekonomik gücüne terk edilmemesi gerektiğini belirterek, “Her çocuk değerlidir. Her aile güçlü olmayı hak eder. Eğitim herkesin hakkıdır. Ve adalet, okul kapısında başlamalıdır.” ifadelerini kullandı.















