https://www.gazeteantalya.com/files/uploads/user/img/yazarlar/thumbs/y10-hamdullah-isik.jpg
Hamdullah IŞIK

Bir Yıl Gitt… Peki Biz Neredeyiz?

29-12-2025 02:22 216 kez okundu.

üBir yıl daha kapandı. Takvimden kopan sıradan bir yaprak değil bu; ömür defterimizden sessizce eksilen 365 gün, 6 saat…

Kimse bize sormadı: “Hazır mısın?”

Kimse uyarmadı: “Bu giden bir daha geri gelmeyecek.”

Ama gitti…

Ve biz, çoğu zaman farkına bile varmadan yolumuza devam ettik. Şimdi durup düşünmek zorundayız: Bu yıl bize ne kattı, biz bu yıldan ne eksilttik? Kazancımız yalnızca para, makam, unvan ve alkış mıydı? Yoksa kalbimize biraz merhamet, hayatımıza biraz istikamet ekleyebildik mi?

Eskiler buna ömür muhasebesi derdi. Biz ise muhasebeyi erteleyen, hesabı unutan bir kalabalığa dönüştük. Duvarlarımız diplomalarla dolu, ama kalplerimizde imanın temel bilgileri eksik. Unvanlarımız uzun, secde sürelerimiz kısa.

Her şeyi biliyoruz belki… Ama niçin yaşadığımızı bilmiyoruz.

Yarın kabir kapısı açıldığında; makamlarımız, plaketlerimiz, alkışlarımız bizim yerimize konuşabilecek mi? Pandemi ve Deprem: Unuttuğumuz İki Büyük Ders:

Beş yıl önceydi…

Bir virüs geldi,

dünyayı susturdu.

Evlerimize kapandık, sevdiklerimize hasret kaldık, bir nefesin, bir temasın, bir selamın ne kadar kıymetli olduğunu öğrendik. Herkes acziyetle yüzleşti. Bilim sustu, servet çaresiz kaldı, insan kendisiyle baş başa kaldı.

Sonra üç yıl önce…

Bu kez yer sarsıldı.

Binalar çöktü, hayatlar yarım kaldı, binlerce insan bir gecede dünyadan göçtü. Aynı sokakta güldüğümüz insanlar

sabahına enkaz altındaydı.

Aynı evler,

aynı şehirler,

aynı “yarın” hayalleri…

günlerde ne demiştik?

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

“Hayatın kıymetini anlayacağız.”

“Daha merhametli, daha sorumlu olacağız.”

Peki sonra ne yaptık?

Unuttuk.

2025 de geçti.

Pandemiyi unuttuk.

Depremi unuttuk.

Toplu mezarların başında ettiğimiz duaları unuttuk…

Şimdi 2026 ‘ya merhaba diyoruz…

Ama biz hâlâ aynı ihmallerle, aynı ertelemelerle, aynı savrulmanın içindeyiz. Bir yıl eksilirken neden seviniyoruz? Niçin havai fişeklerle kendi ömrümüzün tükenişini alkışlıyoruz?

harcanan servetle kaç yetim gülebilirdi?

Kaç depremzede evine kavuşabilirdi?

Kaç genç umuda tutunabilirdi?

Dünya için gösterdiğimiz gayretin ne kadarını ahiret için ayırıyoruz? Farzları gerçekten biliyor muyuz, yoksa sadece “Müslümanım” demekle mi yetiniyoruz?

Namaz, oruç, zekât ve hac…

hayatımızda birer isim mi, yoksa birer şahit mi?

Ve Yeni bir yıl;

yeni bir ömür değildir. Sadece kalan sürenin biraz daha azalmasıdır.BAma yine de bir imkândır. Pandeminin öğrettiği acziyetle, depremin hatırlattığı fanilikle kendimize gelmek için bir imkân…

Tevbe için, dönüş için, aslımıza rücu için… Kur’an ve Sünnet’i pusula edinenler için en karanlık denizlerde bile umut vardır. Allah ve Resûlü’nü dost edinenler için ne dünyada ne ahirette korku yoktur.

Son Söz:

Hayat mı bizi harcıyor,

yoksa biz mi hayatı?

Pandemiye, depreme, geçip giden yıllara rağmen hâlâ bu soruyu sormuyorsak asıl felaket belki de budur. Bu sorunun cevabı,

2026’yı nasıl yaşayacağımızı belirleyecek. Rabbim; kalan ömrümüzü bereketlendirsin,

hesabı kolay, istikameti dosdoğru kılsın.

Ve bize, ömür bitmeden kendimize gelmeyi nasip etsin. Âmin.

Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Toplum Nereye Sürükleniyor? Gazze’de açlıktan ölen çocukların gölgesinde Ramazan’i anlamak… Kravatlı Terör, Devlet Haydutluğu Ve Trump Gerçeği… Kimdir İnsan, İnsanlık Nerede? Hukuk Nerede, Adalet Nerede? En Vasıfsız Ama En İmtiyazlı Çalışan: Milletvekili… Suyun Önemi Ve Türkiye’de Su Kıtlığı Gerçeği Üzerine Bir Değerlendirme… Maneviyat Işığının, Sırlı Yolcusu; SOFU REM (RAMAZAN TURHAN) Maneviyatın ve Paylaşmanın Zamanı; ŞEHR-İ RAMAZAN Değişmeyen Muhtarlık Geleneği ve “KEBÊ MEHMET” Çağımızın “Veba”Sı; Yalakalık… Dost Muhabbeti Devadır Devlet İlgisiz, Vatandaş Bilgisiz, Mal Sahibi Çaresiz !.. Şiir ve Şair... Nereye Doğru Gidiyoruz? Hoş geldin demeye yüzümüz yok Ya Şehr-i Ramazan Bir Günde İki Sınav!.. İçimizdeki ‘Rasmus Paludan’lar… Ömür Sermayemizden Bir Yılı Daha Tükettik… Toplumsal Felaket Olarak; “KAN DAVALARI” Ömür boyu ilim öğrenmeye gayret etmeliyiz... Ey Sevgililer Sevgilisi Hoş Geldin!.. Sabır, Acı Olsa Da; Meyvesi Tatlı Olur... Ehliyet Almakla Şoför Olunmuyor Su da yanar!.. Bayramımız Bayram Ola!.. Biz Kimi̇z ? Dost Profilleri Cennetlik Kadın... Bilen Üretir, Bilmeyen Eleştirir… Çermik Kaymakamlığından, Diyarbakır Valiliğine… Ve Bir Ramazanı Daha Uğurluyoruz… “Temizlik, İmanın Yarısıdır…” Hoş Geldin 11 Ayın Sultanı… Bilgisayar İcat Oldu, Ar-Ge Kayboldu… Tedaş’ın Doğurduğu Kötü Çocuk; Dedaş… Daima Bahar Olsun İsteriz… Hz. İsa Kimden Kaçıyordu? İlk izlenimler çok önemlidir... Seyahat özgürlüğünü kısıtlamak bu kadar kolay mı? Yezid’in Torunları İşbaşında… Eleştiriye Tahammülü Olmayan; Yönetime Talip Olmasın… ​Helal Lokma, İnsanın Öz’ünü Meydana Çıkarır… ​ Türkiye’de Siyaset Nereye Gidiyor?.. Amerika ve Avrupa'nın Şımarık Çocuğu: İsrail Kahvehane’ler Tekrar Kıraathane’lere Dönüştürülmelidir... Zengin İle Fakir Arasındaki Okyanus… Ve Yine Buruk Geldi Şehri Ramazan… İnsan kalitesi nasıl ölçülür?... Niçin Geçmişe Özlem Duyulur?... Öğrenmeyen İnsan Yoktur… Öfke ve Stresle Baş Etme Bilinci Rahmetliyi Nasıl Bilirdiniz? ​Yolunuyoruz !.. Su Hayattır ama... Koltuk Büyütmez İnsanı; Koltuk, İnsanla Büyür Dernekler Denetlenmiyor mu?.. Ömür Sermayemizden Bir Yıl Daha Eksildi… ​Engelliye Engel Olmayalım!.. Nice sahte peygamberler, şeyhler, seyyidler türedi... "Kul'a Bela Gelmez; Hak Yazmayınca..." Serenat Sevgiliyedir Ey Gül-i Ruhsar En'neslünnefis Mala Bube Seyyidleri İnsan Gereksinimleri ve MASLOW’ un Hiyerarşisi Ekersen; Biçersin... Okuyalım... AA!.. Senin bir gözün körmüş!. Can içinde ara canı... En İyi Ürün; İşimize Yarayandır... ​15 Temmuz: "Halkın zaferi" Bilgeler üretir, cahiller eleştirirler... Saygısız sevgi laubalilik olur? Dost görünümlü düşman;SİGARA Salgın hastalıklardan korumanın manevi yolu Güle güle mağfiret ayı!... Ahirette çok ağlar; Dünyada gülen... Hoş Geldin Ey Kutlu Ay Kur'an ve Ramazan Akıl ve Silah