TURİZM TESİSLERİ İÇİN KAPSAMLI ÇALIŞMA
Otellerde yapılan yenileme çalışmalarında ciddi denetim eksiklikleri bulunduğunu savunan Başkan Akdoğan, “Burada tesislerin ciddi anlamda denetimsizlikleri söz konusu” dedi, turizm tesisleri için düşünülen kapsamlı çalışmayı müjdeledi. İnşaat Mühendisleri Odası Genel Merkezi bünyesinde deprem ve turizm tesislerinin güvenliği konusunda kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü açıklayan Akdoğan, süreç tamamlandığında detayların kamuoyu ile paylaşılacağını söyledi.
SORUNLU YAPILAR HANGİ ŞEHİRLERDE?
Basın toplantısında 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve sorunlu yapılarla ilgili açıklamalarda bulunan İMO Antalya Şubesi 2. Başkanı Sadullah Kabakuşak ise Türkiye’nin yapı stokuna ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Kabakuşak, asıl sorunun depremin nerede ve ne zaman gerçekleşeceğinin olmadığını söyledi. Kabakuşak, “Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz?” diye sordu.
‘‘KIBRISLI ÖĞRENCİLERİ HATIRLAYIN!’’
Kahramanmaraş depremlerinde Adıyaman’daki Grand İsias Otel’in yıkılması sonucu yaşamını yitiren Kıbrıslı genç öğrencileri hatırlatan Akdoğan, turizm tesislerinin hem yerli vatandaşları hem de yurt dışından gelen turistleri ağırladığını ifade etti, turizm tesislerinin güvenli olması gerektiğini belirtti. Akdoğan açıklamasında “Turizm tesisleri bizleri misafir eden, bizleri ağırlayan tesislerdir. Yine yurt dışından gelen misafirlerimizi, turistleri ağırlayan tesislerdir. Depreme güvenli olarak misafirlerini ağırlamak durumundadırlar. Otellerdeki yapılaşma ve tadilat süreçleri de denetlenmeli.’’ dedi.
ZAMANLA PROJENİN DIŞINA ÇIKIYORLAR!
Turizm tesislerinin her tadilat döneminde ilk projelerinin dışına çıktığına vurgu yapan Akdoğan, iddialarını bir adım ileriye taşıdı, tesislerin eklemelerle yapı alanlarının büyüttüğünü iddia etti. Akdoğan: “Bu turizm tesislerinde her yıl eylül-ekim gibi turizm sezonu kapandığında, kasımda hızlı bir tadilata başlanıyor. İki üç ay içerisinde tüm oteli yeniliyorlar. Yine üç ayda otel yapıyorlar. Burada tesislerin ciddi anlamda denetimsizlikleri söz konusu” ifadelerini kullandı.
İMO’DAN KAPSAMLI ÇALIŞMA GELİYOR!
Basın toplantısında, turizm tesislerindeki tadilatlar nedeniyle bir denetim mekanizması getirilmesi gerektiğini savunan Akdoğan, İnşaat Mühendisleri Odası Genel Merkezi bünyesinde deprem ve turizm tesislerinin güvenliği konusunda kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü de müjdeledi.
SORUNLU YAPILAR HANGİ ŞEHİRLERDE?
Basın toplantısında 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve sorunlu yapılarla ilgili açıklamalarda bulunan İMO Antalya Şubesi 2. Başkanı Sadullah Kabakuşak ise Türkiye’nin yapı stokuna ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Kabakuşak, asıl sorunun depremin nerede ve ne zaman gerçekleşeceğinin olmadığını söyledi. Kabakuşak, “Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz?” diye sordu.
DEPREMLERİ HATIRLATTI!
İMO Antalya Şubesi 2. Başkanı Sadullah Kabakuşak, 17 Ağustos 1999 depreminin Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleştiği önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, aradan geçen 27 yıla rağmen aynı sorunların farklı depremlerle yeniden ortaya çıktığını söyledi. Van, Elazığ, Bingöl, İzmir ve 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Kabakuşak, gözden kaçan tehlikeye dikkat çekti. Kabakuşak açıklamasında şu ifadeleri kullandı. ‘‘Her büyük depremde yapı stokundaki kırılganlık yeniden gözler önüne seriliyor. Bugün gelinen noktada asıl sorun depremin nerede ve ne zaman gerçekleşeceği kadar, ülkemizde yapıların birçoğunun riskli durumu. Büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz? Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm var. 6 milyon bağımsız bölüm risk altında. Riskin büyüklüğünü tahmin etmek ile riskin nerede olduğunu bilmek aynı şey değildir. Türkiye’nin en temel sorunlarından biri, yapı stokunun tamamına ilişkin güncel ve güvenilir bir envanterimiz yok. Türkiye’nin bütün yapı stokunun bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir envanterinin
“BİNANIN GEÇMİŞİ DE ÖNEMLİ”
Yapıların deprem güvenliğinin yalnızca yapım yılına göre değerlendirildiğini ve bu anlayışın yanlış olduğuna değinen Kabakuşak, binaların kullanılmaya başladığından itibaren yıllar içinde geçirdiği değişikliklerin de risk değerlendirmesine dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Binalarda yapılan tadilatlara dikkat çeken Kabakuşak, zemin katta duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat ve eklentiler yapılması ile kullanım amacının değiştirilmesinin yapı güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini dile getirdi. Kabakuşak açıklamasında binanın güvenliği yalnızca binanın yapım yılı üzerinden değerlendirilemeyeceğini de aktardı, yapıların kullanıma açıldıktan sonra düzenli olarak teknik denetimden geçirilmesi gerektiğini söyledi, yetkililere çağrıda bulundu.
GAZETECİLERİN SORULARINI DA YANITLADI
Toplantının açıklama bölümünün tamamlanması ile gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akdoğan, özellikle binaların depreme dayanıklı hale getirilmesi için yapılan güçlendirme çalışmalarına değindi. Güçlendirmeye dair yeni yönetmelik hazırlandığını anlatan Akdoğan, bu çalışmanın yeterli olmadığını, gerçek sorunun mevzuat olduğunu söyledi. Akdoğan: ‘‘Sen bugün projeni hazırlayıp götürüyorsun ancak mevcut binada örneğin ‘‘Engelli asansörü yok’’ diyor. Örneğin bu binaya yeni bir merdiven, yeni bir yangın merdiveni yapma şansın yok. Ya buraya bir çözüm üretmen gerekiyor, ya da ‘‘Eski binalar, günümüz mevzuatlarını karşılamadığı için yıkacağız’’ demeniz gerekiyor. Ancak biz bu binaları yıkıp tekrar yapacak kadar zengin değiliz.’’ ifadelerini kullandı.
TOPLUM BİR KISMI RAHATSIZ
Özellikle Muratpaşa bölgesindeki binaların yarısından fazlasının 2000 yılından önce yapıldığına dikkat çeken Akdoğan, bu binaların çoğunluğunun da ‘‘Deprem Yönetmeliği Standartları’nı sağlamadığını belirtti. ‘‘Bu yapıların tamamının dönüştürülmesi mümkün müdür?’’ sorusunu soran Akdoğan, kentsel dönüşüm adı altında yapılan bazı uygulamaların toplumun büyük kısmında rahatsızlık uyandırdığını söyledi. ‘‘Bu yapılar kentsel dönüşüme girdiği zaman yatırımcı buradan para kazanmak isteyecek.’’ diyen Akdoğan, oluşan soruna dikkat çekti. Akdoğan açıklamasında şunları söyledi. ‘‘Bunun için emsal artışların yapılması gerekecek. Yollar aynı yollar, alt yapı aynı alt yapı. Yeşil alanlarını aynı yeşil alan. İşin nihayetinde oraya hem alt yapı hem de nüfus anlamında çok ciddi bir yük getirilmiş oluyor. Toplum kentin çeşitli bölgelerinde yapılan kentsel dönüşüm uygulamalarından rahatsız. Şimdi burada, çoğunluklu olarak günümüz deprem yönetmeliklerinin şartlarını sağlamayan yapıları ya kentsel dönüşüme sokacaksınız ya da güçlendireceksiniz. Güçlendirme istediği zaman vatandaş, mevcut zorunluluklara takılıyor. Mevzuat olmadığı için ilgili memur ruhsat veremeyeceğini söylüyor. Ya da ‘‘Enerji Kimlik Belgeleri’’ Yeni ruhsat alacaksanız bu belgeye sahip olmanız gerekiyor. Ama 1970’lede böyle bir zorunluluk olmadığı için, güçlendirme yapacağın bina doğal olarak bina enerji verimliliğini sağlayamıyor. Yani güçlendirmenin önünde mevzuat eksikliği, güçlendirme bekleyen binaların ruhsatlarının verilememesine neden oluyor.’’




















