* Bugün, 19 Eylül, Cuma. Gazze'de 714 gündür soykırım devam ediyor!
* Gazze'de şehit sayısı resmen 65 bini geçti. Yaralı sayısı 250 bini geçti...
* Gerçek rakamlar bu rakamların elbette çok çok üzerinde...
* 715 gündür Gazze’de bebekler şehit edilmeye devam ediyor.
* 715 gündür Gazze’de çocuklar şehit edilmeye devam ediyor.
* 715 gündür Gazze’de gençler şehit edilmeye devam ediyor.
* 715 gündür Gazze’de yaşlılar şehit edilmeye devam ediyor.
* 715 gündür Gazze’de kadınlar şehit edilmeye devam ediyor.
***
* 8 milyarlık dünya âlemi Gazze soykırımına sessiz, kör ve sağır!
* 8 milyarlık dünya âlemi içinde 2 milyarlık İslam dünyası da Gazze soykırımına kör ve sağır! Maalesef ve de ne yazık ki!
* Üzerinde sorumluluk olanlar bu sorumluluklarını yerine getirmiyor/getiremiyor! Bknz; İslam ülkeleri yöneticileri, yetkili ve ilgilileri...
* Üzerinde sorumluluk olmayanlar alakasız cümlelerle güya Gazze soykırımını protesto ediyor ama perdenin arkasından da kıs kıs gülüyor! Bknz; sarı kovboy Trump vd.
***
Gazze Özgürlük Filosu Gazze ablukasını kaldırmak için kutsal yolculuğuna devam ederken soykırıma büyük tepkiler de sürüyor.
Bu tepkilerden birisi de hekimlerden…
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölge Temsilci Yardımcısı Dr. Kaan Namlı soykırımın geldiği nokta itibariyle kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.
İşte o değerlendirme;
* “Doktorlar Soykırımı Durduramaz, Dünya Liderleri Durdurabilir
Gazze’de bir milyondan fazla insan, İsrail ordusunun büyük bir kara harekâtı öncesinde Gazze Şehri’ni boşaltmaları yönünde verilen acil emir sonrası yeniden terörle karşı karşıya. Kaçış, birçok kişi için imkânsız – yaşlılar, ağır hastalar, ileri derecede hamile olanlar ya da yaralılar için. Geride kalanlara bir ölüm fermanı verilmiş durumda.
Kaçmaya çalışanlar yoğun bombardıman altında olacak. Yolculuktan sağ çıkanlar ise ne güvenlik ne de yaşam için gerekli temel ihtiyaçların bulunmadığı aşırı kalabalık bölgelere ulaşacak. İki yıla yaklaşan aşırı vahşetle uçuruma sürüklenmiş bir halk felaketle karşı karşıya.
Gazze’de yaşanan sadece bir insani felaket değil, aynı zamanda bir halkın sistematik olarak yok edilmesidir. MSF’nin tutumu açıktır: İsrail, Gazze’deki Filistinlilere karşı soykırım işlemekte ve bunu mutlak bir cezasızlıkla yapmaktadır.
İnsani kayıp ürkütücü boyutlarda. Sağlık Bakanlığı’nın (MoH) son verilerine göre 64.000’den fazla insan, aralarında 20.000 çocuğun da bulunduğu şekilde öldürüldü. Gerçek sayı muhtemelen daha yüksek, zira birçok kişi hastane, okul ve evlerin enkazı altında gömülü durumda.
Gazze’de güvenli bir yer yok. Evlerinde saklanan tüm aileler yok edildi. Hastalara bakan sağlık çalışanları öldürüldü. Tanıklık ettikleri için gazeteciler hedef alındı. İsrail ordusu Gazze’deki herkese ve her şeye saldırdı.
Açık savaş alanları için tasarlanmış yüksek yoğunluklu silahlar – bir kısmı ABD ve Avrupa hükümetleri tarafından İsrail’e satıldı – yoğun nüfuslu kentsel bölgelerde, çadırların içinde saklanan insanlara karşı kullanılıyor. Biz bu nedenle yıkıcı yaralanmalarla karşılaşıyoruz.
İsrail makamları sistematik olarak Gazze’nin sağlık sistemini hedef aldı – hastaneleri bombalayarak, tıbbi tesislere baskın düzenleyerek, personel ve hastaların hayatlarını tehlikeye atarak – bunlar savaş suçlarına varabilecek eylemler. Ayakta kalabilen birkaç hastane aşırı yüklenmiş ve yetersiz donanımlı. Hastalar gereksiz yere acı çekiyor ve ölüyor.
On iki meslektaşımız öldürüldü ve MSF ortopedi cerrahı Dr. Mohammed Obeid, Ekim 2024’ten beri İsrail tarafından gözaltında tutuluyor. Toplamda 1.500’den fazla sağlık çalışanı öldürüldü. Her biri aileleri ve Gazze’nin kuşatma altındaki sağlık sistemi için yıkıcı bir kayıptır.
Soykırım niteliğindeki savaşın etkisi doğrudan saldırıların ötesine uzanıyor. İsrail makamları Gazze’yi boğarak, yakıt, su, gıda ve tıbbi malzemelere yönelik ağır kısıtlamalarla tam bir kuşatma uyguladı. Tasarlanmış bir aç bırakma politikası amacına ulaştı – kıtlık ilan edildi.
MSF’nin Gazze’deki kliniklerinde yapılan son bir araştırma, hamile veya emziren kadınların %25’inin yetersiz beslendiğini, bunun da ölü doğum, düşük ve erken doğum riskini artırabileceğini ortaya koydu.
Kısıtlı gıda yardımı bile alaycı bir şekilde silah haline getirildi. İsrail tarafından yürütülen, ABD tarafından finanse edilen bir operasyon 1.400 kişinin ölümüne, 4.000’den fazlasının yaralanmasına yol açtı. Yiyeceğe uzanırken göğsünden vurulan çocukları, izdihamda ezilen ya da boğulan insanları tedavi ettik. Bu vahşet kabul edilemez.
Suyun kasten kısıtlanması hastalıkları körüklüyor. Geçen ay MSF, sulu ishal nedeniyle 4.000 kişiyi tedavi etti – bu durum özellikle yetersiz beslenen çocuklar için ölümcül olabilir. MSF temiz içme suyu sağlamayı artırabilir, fakat bunu yapmamız düzenli olarak engelleniyor.
Bu sırada, işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimci ve devlet şiddeti hız kazanıyor. Toprak gaspı, zorla yerinden edilmeler ve topluluklara saldırılar, Batı Şeria’nın demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan politikaların parçası olarak artıyor.
Dünya genelindeki hükümetler – İsrail’e verdikleri siyasi, askeri ya da maddi destekle ya da sessizlikleriyle – soykırıma ortak oluyorlar. Ahlaki ve hukuki olarak tepki vermek zorundalar. Bu, boş sözler değil, bu vahşeti durdurmak için mevcut tüm siyasi, diplomatik ve ekonomik baskı araçlarını kullanmak demektir.
Devletler acilen ateşkesi sağlamalı, kuşatmayı kaldırmalı ve İsrail makamlarının büyük ölçekli, bağımsız insani yardımların derhal ve engelsiz şekilde ulaştırılmasına izin vermesini temin etmelidir.Tıbbi tesisler ve sağlık çalışanları korunmalıdır. Tahliye emirleri ve kitlesel, zorunlu yerinden etmeler sona erdirilmelidir.
Sınırlar, ayrılmak isteyen insanların ve acilen uzman bakıma ihtiyaç duyan hastaların tahliyesine açılmalıdır. Hükümetler bu hayat kurtarıcı yolları aktif şekilde kolaylaştırmalı ve koşullar gerçekten güvenli hale geldiğinde geri dönüş hakkını garanti altına almalıdır.
Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırılar korkunçtu, ve geriye kalan tüm rehinelerin evlerine dönmesine izin verilmeli, keyfi olarak gözaltında tutulan Filistinliler de serbest bırakılmalıdır.
Filistinliler için öfke ve dayanışma ifade eden ülkeler, diğerlerini harekete geçmeye zorlamak için siyasi baskıyı artırabilir ve artırmalıdır. Buna, Gazze’de sivilleri öldürmek ve yaralamak, altyapıyı yok etmek için kullanılan silahların transferinin durdurulması da dahildir.
Gazze’de çalışan 1.118 meslektaşımız her gün, soykırımı durduramayacaklarının yıkıcı gerçeğiyle yüzleşiyor. Ama dünya liderleri, harekete geçmeyi seçerlerse, durdurabilirler. Bu amansız ve aşırı şiddetin ikinci yılı yaklaşırken, buna son verecek siyasi tercihler çoktan gecikmiş durumda.”




















