Çetin: “Asgari ücret artırılmalıdır”
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, asgari ücret zamlarının belirlenmesi konusunda hem çalışanların hem de işverenlerin zor durumda bırakılmaması gerektiğini belirtti.
ATSO Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleşti. Kasım ayında gerek Antalya gerekse uluslararası temaslar bakımından çok yoğun bir dönemi geride bıraktıklarını aktaran ATSO Başkanı Çetin, asgari ücrete yapılacak zamlar üzerinde durdu. Artan hayat maliyetleri nedeniyle asgari ücretlinin zor günler geçirdiğini dile getiren Çetin, “Asgari ücret artırılmalıdır; fakat bu artış için işverenin SGK prim maliyetleri düşürülmelidir” dedi.
150 milyon kredi
Üyelerine yönelik kredi desteklerinin sürdüğünü belirten Çetin, “Bu ay güzel bir gelişme yeni Nefes Kredisi paketi oldu. Odalar ve Borsalar Birliğimizin desteğiyle 7 buçuk milyon liralık ilave bir kredi imkânını daha üyelerimizin hizmetine sunduk. Son kredi paketimiz 25 milyon liraya, son iki yıldaki kredi imkânımızsa toplamda 150 milyon liraya çıkmış oldu. Görüldüğü gibi üyelerimize destek vermeyi sürdürüyoruz. Odalar ve Borsalar Birliğimize ve Hisarcıklıoğlu başkanımıza katkıları için teşekkür ediyorum” dedi.
Almanya temasları
BAKA desteğiyle gerçekleştirilen Almanya temasları üzerinde de duran Çetin, “Hannover ve Berlin'de faydalı temaslarda bulunduk. DeutscheMesse Kıdemli Başkan Yardımcısı Wolfgang Lenarz ile görüşme yaptık. Kendisini Antalya’da konuk edeceğiz, fuar altyapımızı göstereceğiz. Birlikte hayata geçirebileceğimiz bir organizasyonun Antalya’ya büyük değer katacağını düşünüyorum. Hannover TSO ile akşam yemekli bir iş insanları toplantısı yaptık. Çeşitli kurum temsilcilerine ve işadamlarına Antalya ekonomisi ile ilgili bilgi verdik. Ayrıca Berlin'de Yakın ve Orta Doğu Derneği organizasyonuyla yine güzel temaslarımız oldu. Bir diğer temasımız da Berlin Turizm ve Kongre Merkezi’ne oldu” şeklinde konuştu.
E-Ticarette ilk adım
Dünya ticaret piyasasındaki dijitalleşmeye de dikkat çeken Çetin, “Dünya dijitalleşirken, bizim broşürlerle fuarları dolaşma yöntemini değiştirmemiz gerekiyor. Güçlü bir fonlamayla destinasyon yönetimini hayata geçirmemiz artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Geçen yıl e-ticaret zirveleri yapmıştık. Bu kez sadece konferans yapmıyoruz, seçilmiş girişimcilerimize eğitim ve danışmanlık hizmetini de içeren bir program başlattık. Programda e-ihracat konusu da var. Antalya'da e-ticareti ve e-ihracatı mutlaka geliştirmemiz gerekiyor. İlk toplantımızı geçen hafta Salı günü yaptık. E-ticaretin Türkiye’deki en önemli pazar yerlerinden temsilcileri bir araya getirdik. Bugün de “yerelden globale e-ticaret” başlığıyla ikinci etkinliği düzenleyeceğiz. Ali Baba’nın ve Trade-5’in CEO ları e-ihracatı anlatacaklar. Bu programla güzel bir öncülük gerçekleştireceğimize inanıyorum. Önümüzdeki günlerde bu projenin diğer etkinlikleri de devam edecek” diye konuştu.
Dijital dönüşüm
Antalya 4.0 çalışmasının kent açısından büyük bir öneme sahip olduğunu da belirten Çetin, “Antalya 4.0’ın merkezinde büyük veri ve yapay zeka merkeziyle dijital dönüşüm programı yer almaktadır. Bu yapının içerisinde dijital turizm, dijital tarım gibi koordinasyon, danışma ve uygulama birimlerinin kurulması gerekiyor. Bunlar Türkiye için bile yeni konulardır ve gerek kamunun gerekse özel sektörün hazırlanmasını gerektirmektedir. Antalya 4.0 artık sadece odamızın projesi olmaktan çıkmıştır. Bu konuda ilk yapmamız gereken, kent olarak gerekli işbirliğini gerçekleştirmemizdir; çünkü dijital ekonominin temelinde işbirliği, aktif katılım, birlikte yönetmek vardır. Dijital ekonomide hiç bir kurumun tek başına yaptığı çalışma yeterli olamaz. Bu nedenle dijital kent 4.0'dan önce kent kültürümüzü de güçlendirmeye önem vermeliyiz” ifadelerini kullandı.
5G teknolojisi
Dijital ekonomi ve e-ticaret gibi konularda asıl dönüşümün 5G iletişim teknolojisiyle başlayacağını da aktaran Çetin şöyle konuştu: “5G ile veri aktarımı kapasitesi ve hızı bugüne göre çok artmış olacak. 5G'de veri aktarım hızı 20 kat artıyor, bağlama kapasitesi bin kat artıyor. Bunlar teknoloji kullanan şirketlerin çok daha güçlü hale gelmesini sağlayacaktır. Böylece sürücüsüz otomobil gibi konularda asıl ilerleme sağlanabilecek. Türkiye'nin 2020'de 5G'ye geçmesi hedefleniyor. Dolayısıyla buna hazırlanmak zorundayız. Bu konuyu bundan sonra da konuşmaya devam edeceğiz. Hep birlikte tarımda, ticarette, kent turizminde, sanayi sektörlerinde dijital dönüşüm için işbirliği projelerine daha fazla kafa yormalıyız.”
Siyaset-ekonomi ilişkisi
“Siyaset demokrasinin olmazsa olmazıdır; fakat siyaset kurumlara ve ekonomiye girmemelidir, arada bir mesafe, bir çizgi olmalıdır” diyerek sözlerini sürdüren Çetin, “Burada sektörlerimizi, kent ekonomisini ileri götürmek için çalışıyoruz. Aslında bu konuların Türkiye'nin siyasi gündeminde de yer alması gerekmektedir; fakat geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi farklı bir yasayı kabul etti. Buna göre oda ve borsalarda görev alanlar, seçimde aday olup kazanamadıkları takdirde yeniden görevine dönebilecek. Türkiye'nin başka ihtiyacı yokmuş gibi, bu konularla uğraşılmasına gerek yoktur. Başka yere seçilmek isteyen istifa eder, böylece kurumlar daha fazla yıpranmaz. Bir ülkede herkesin devamlı olarak siyasete bu kadar meyilli olması, her yerde siyaset konuşulması normal bir durum değildir” dedi.
Arz-talep dengesi
Son günlerde fiyat denetimleri konusunda oda üyelerinden yoğun şikâyetler aldıklarını da hatırlatan Çetin, “Özellikle gıda ürünlerine dönük fiyat kontrolleri yapılıyor. Serbest piyasa ekonomisinde bunlar anlam veremediğimiz uygulamalardır. Piyasa ekonomisi arz ve talep kanunlarıyla çalışır, devlet sosyal amaçlı önlemler alabilir. Devlet piyasada bir malın fiyatını zorla düşürmeye kalkarsa o mal üretilmemeye başlar, karaborsa oluşur. Türkiye bunları geçmişte yaşamıştır. Sebze ve meyve fiyatında artışı toptancı hallerdeki komisyonculara, soğan fiyatında artışı tüccara bağlamak doğru değildir. Arz yetmezse fiyat artar. Yapısal önlemler almak gerektiği gözden kaçırılmamalıdır” dedi. Gıda fiyatları konusunda alınacak önlemlere de değinen Çetin, “Bu konuların bazıları daha önce de gündemdeydi. Tam olarak ne öngörülmektedir henüz bilmiyoruz, bakanlığın bunları bir raporla bizimle paylaşması gerekir. Antalya bu konunun muhataplarından birisidir” ifadelerini kullandı.
Tarımsal reformlar
Çetin, sürdürülebilir bir tarım için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Nüfusumuz artıyor, tarım toprakları azalıyor, köyler nüfus kaybediyor. İklim değişikliği nedeniyle su kaynağımız azalıyor. Yapmamız gereken şey bu konularda önlem almaktır. Su kaynaklarının korunması, tarım alanlarının korunması konusunda bakanlıkların ve yerel yönetimlerin mühendis odalarıyla birlikte çalışmaları elzem hale gelmiştir. Üretici birliklerini güçlendirerek tarımda küçük üreticiyi destekleyecek bir sistem kurmak zorundayız. Avrupa'da bir tarafta üretici kooperatifleri diğer tarafta tüketici kooperatifleri var ve sistem çalışıyor. Ayrıca arz yetmediği zaman asgari bir fiyattan ithalata izin veriyorlar; ama fiyatın çok düşmesine de izin vermiyorlar. Biz de Avrupa Birliği gibi bir destekleme ve dış ticaret sistemi kurmalıyız. Bu yapısal reformları yapmadıkça sürekli benzer sorunları yaşamaya devam ederiz.”
Sektörel desteklemeler
Birçok sektörün desteklemelere ihtiyaç duyduğunu da işaret eden Çetin, “Komitelerimizin önemli kısmı KDV ve ÖTV indirimi konusuna yoğunlaşmış durumdadır. Otomobil, beyaz eşya ve mobilyadaki vergi indirimi bu sektörlerde bir miktar canlılık sağlamıştır. Bunu gören birçok komitemiz kendi sektörleri için de vergi indirimi talep ediyor. Bazı komitelerimiz elektrik ve akaryakıtta vergi indirimi istiyor. Beyaz eşya sektörümüz vergi indirimlerinin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini savunuyor. İnşaat sektörümüz KDV ve tapu harcı indiriminin devamını istiyor. Gerçekten bazı sektörlerde KDV oranları karmaşası yaşanmaktadır. Türkiye’de KDV dünya geneline benzerdir, fakat ÖTV uygulaması Türkiye’ye özgü yanlış bir sistemdir. Özellikle beyaz eşyada, elektronikte ÖTV gerçekten haksız bir vergidir. Bu çağda böyle ürünleri lüks ürün olarak tanımlamak anlamsızdır. Bunlar artık köklü bir reformla düzelmelidir. Bununla birlikte bütün sektörlerimizin ümidini KDV indirimine bağlaması da yanlıştır” şeklinde konuştu.
Asgari ücret
Asgari ücrette yapılacak zam oranı üzerinde de duran Çetin, şunları aktardı: “Asgari ücrette enflasyona endeksleme yapılırsa KOBİ’lerin yüksek işçilik maliyetlerini karşılamasının zorlaşacağı endişesi bulunmaktadır. TUİK'in tüketici enflasyonu verilerinde birçok üründeki yüksek artışları görebiliyoruz. Bu fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu bir yaşam sürmesi mümkün değildir. Dolayısıyla asgari ücretinde artırılması gerektiğini kimse inkar edemez. Gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde insan emeği değerli, sanayi malı daha ucuzdur. Türkiye ekonomisindeyse malzeme daha pahalı, insan daha ucuzdur. Ülke olarak ucuz emeğe dayanan bir ekonomi olarak gelişemeyiz. Ucuz işgücü, halkın alım gücünün düşük kalmasına, Türkiye’de ekonominin büyümemesine neden olmaktadır. Asgari ücret artırılmalıdır; fakat bu artış için işverenin SGK prim maliyetleri düşürülmelidir. İstihdam maliyeti konusunda bazı çabalar olduğunu görüyoruz. SGK prim borçlarına taksitlendirme gibi imkânlar sağlanmıştır. Bunlar olumludur, böyle bir dönemde her destek önemlidir. Yine de daha köklü bir düzenleme gereklidir.”
Ekonomideki olumlu gelişmeler
Son günlerde ekonomideki olumlu gelişmelerin arttığına da değinen Çetin, “Tüketici güveni Temmuz ayından bu yana düşüşteydi, ilk kez ekimde yeniden yükselme gösterdi. Kasım ayında tüketici güveniyle birlikte reel sektör güven endeksinde de kısmi bir iyileşme oldu. Döviz düşünce güven artmaktadır. Dolayısıyla perakende sektöründe beklentilerde düzelme olmuştur; ancak inşaat sektörü beklentilerinde henüz bir iyileşme görülmemektedir. İnşaat sektörüne desteğin devam etmesi ve konut kredisi faizlerinin düşmesi gerekiyor; çünkü faizler düşmeden, kredi artmadan daha fazla talep artışı olmaz. Geçtiğimiz günlerde hem tahvil faizlerinde hem de ticari kredi faizlerinde bir düşüş gerçekleşmiştir. Ticari kredi faizleri 38’den 25’lere gelmiştir. Kredi kullanımı Ağustos ayından bu yana azalmıştır. Kredi hacmindeki azalma ekonomideki yavaşlamayı da işaret etmektedir. Ekonomide yavaşlama kolay bir sorun değildir, bir çırpıda düzelme olması beklenemez” dedi.
Turizm Geliştirme Fonu
Son olarak turizm sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Çetin, “Turizmde bu yıl 13 buçuk milyon yabancı turist sayısına yaklaşıyoruz. Kasım ayıyla birlikte turizmde ve turizme bağlı sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinde durgunluğun başladığını görüyoruz. Antalya turizminin kış aylarındaki durgunluğu devam etmektedir. Bazı otellerimiz kış tatiline girmeye başlamıştır. Her yıl kış gelince SGK prim desteğini, direkt uçak seferlerini, kongre turizmini, spor turizmini, üçüncü yaş turizmini konuşur, yaz gelince unuturuz. Bu yıl nihayet Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız, turizmde bazı önemli çalışmaları başlatmıştır. Buradaki en önemli konu ‘Türkiye Turizm Geliştirme Fonu’ adıyla bir fon kurulması çalışmasıdır. Önemli olan Antalya'da elde edilen kaynağın çoğunlukla Antalya için kullanılması ve destinasyon yönetimi modeline dikkat edilmesidir. Bir diğer önemli konu, THY'nin direkt turizm hamlesi programıdır. THY Nisan ayından itibaren Antalya'dan İngiltere, Almanya, Rusya, Suudi Arabistan, Ürdün, Azerbaycan, Kuveyt, Ukrayna, Cezayir, Lübnan ve İsrail'e direk seferler planlanmıştır. Bu kez bu programın ertelenmemesini ve gerçekleşmesini bekliyoruz. Bakanlık dijital turizm, sosyal medya üzerinden tanıtıma yoğunluk verecektir. Güzel bir gelişme Sayın Bakanın eko-turizme önem verileceğini açıklamasıdır” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.
Veli AKOĞLU
Çetin: “Asgari ücret artırılmalıdır”
Gazete Antalya

















