Toplumsal aşı
Aynı ağaçtan farklı meyveler elde etmek mümkün mü diye sorulduğunda belki çoook önceleri “evet mümkün” demek çok çabuk söylenemezdi. Artık bunu söylemek için uzun süre bekleyip düşünmek gerekmiyor. Aynı ağaca farklı aşılar vurularak aynı kökten birden fazla meyve elde edilebilir olduğunu biliyoruz. Herhalde meyvelerin her çeşidi de ağacın kökünün kendilerinden olduğunu zannetmeleri kadar doğal bir düşünceyle hayata bakmaları da mümkündür.
Çünkü beslendikleri kök o ağaçtır. Farklı meyvelerinde aynı ağaçtan beslendiklerini anlamaları ve aynı ağaçta olduklarını bilmeleri için iyi bir tahlil, iyi bir araştırma ve iyi bir sonuç analizi yapmaları gerekir. Bu da bir bitki için düşünülemez belki, ama insanların toplumsal değişimini sağlamak için ortaya konulan kültür, ahlak, inanç ve sayabileceğimiz daha birçok toplumsal aşıların ve bunu bizlere yani içinde yaşadığımız topluma kabullendirmenin hiç de zor olmadığı geçmişte de günümüzde de ortadadır.
Sultan Abdul Hamid’in dediği gibi toplumumuzun gelişimi adına eğitim için Avrupa’ya gönderdiğimiz gençlerin JÖN Türk olarak örgütlenip devleti yıkacak hale gelmeleri bunun açık göstergesidir. Bir de hürriyet aşısıyla aşılandıkları zaman o günkü toplumu uyutacak bir konuyu da bulmuş oldukları açıktır.
Avrupa merkezli gelen (AŞI)akımlar asla bizim toplumumuzun hayrına olmadığı aşikardır. Tehlikeli olarak teknolojiden bahsetmiyorum Avrupa merkezli sosyal ve toplumsal akımlardan bahsediyorum. Toplum olarak bunları fark edip itiraz ettiğimiz zaman sanki idarecilerimizle karşı karşıya gelmişiz imajı verme tehlikesiyle de yüz yüze kalıyoruz.
Bir gurup, idarecilerimiz yapmışsa bir bildiği vardır diyerek kabullenebilirlerken, diğer taraftan bir gurupta bu yanlış diye ortaya çıkarak toplumsal insicamı bozuyormuş gibi bir görüntü vermektedir. Toplumumuzun geleceği adına idarecilerimizin bizlerden farklı düşünmediklerine inanıyoruz.
Fakat bu işler kendilerine göre bizim bilemediğimiz bir mecburiyete dayanıyorsa o zaman bizleri sanki ikiye, üçe, beşe bölünmüş gibi göstermeden bir yol bularak organize olmamızı sağlayıp ve tüm halkın bunun karşısında olduğunu bildirebilirlerse o zaman “ne yapalım bizde yapmak istiyoruz ama bu toplum buna hazır değil” deme kozları artmış olur. Oldu bittiye getirilerek bir yıkım sinyali gibi hissettirilen tüm değişim çabaları her zaman olduğu gibi toplumun geniş kesimlerinde kabul görmeyecektir.
Ses çıkartılmaması bu yapılanların inanca, ahlaka ve kadim kültürümüze aykırı olmadığı anlamına gelmeyecektir. Ve bu yapılanlar ALLAH(cc) katında da makbul değilse hesabının olmayacağı anlamına da gelmeyecektir. Yine bir daha tekrarlamak istiyorum Avrupa merkezli gelen (AŞI)akımlar ve sosyal projeler asla bizim toplumumuzun hayrına olmayacaktır. Ne dediğimin tam anlaşılması için 04,01,2019 tarihindeki Hayrettin Karaman hocamızın köşe yazısı bu konuda manidardır.
Toplum olarak idarecilerimizin hem bu milletin hem de bu ümmetin geleceğini düşündüklerine gönülden inanmak ve bizi şüpheye düşürmekten uzak icraatlar görmek istiyoruz. Bu toplum bölünmeden bir arada tutulursa önüne geçilemez bir güç olduğunu tarihe birçok kez not düşmüştür.
DİĞER YAZILARI
Eğitim 01-01-1970 03:00
Nereye gidiyoruz? 01-01-1970 03:00
Bu günün dünyasını anlamak 01-01-1970 03:00
Bakanın açıklamasının ardından 01-01-1970 03:00
Yenilenen İstanbul Seçimleri 01-01-1970 03:00
Seçime birde buradan bakalım 01-01-1970 03:00
Zamanı doğru tahlil etmek 01-01-1970 03:00
Kamuoyu Baskısı 01-01-1970 03:00
Estoya feribotu sendromu 01-01-1970 03:00
Eğitimdeki yeni tehlike 01-01-1970 03:00
Samimiyet 01-01-1970 03:00
"Hayatın anlamı İman" sempozyumunun ardından 01-01-1970 03:00
Ölçü ve Tartı 01-01-1970 03:00
Bir yazıdan yola çıkarak 01-01-1970 03:00
Elhamdulillah 01-01-1970 03:00
İslam anlayışımız 01-01-1970 03:00