Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha başlıyor.
Okullar yeniden açılıyor. Sınıflar öğrencilerin sesleriyle dolacak, tahtalar silinecek, defterler açılacak. Öğretmenler ders zilinin ardından sınıflarına girecek. Kimi ilk dersin heyecanını, kimi yılların deneyimini taşıyacak….
Yıllar önce öğretmenlik yapan biri olarak, öğretmenliğin yalnızca müfredatı yetiştirmekten, konuları anlatmaktan ve öğrencileri sınavlara hazırlamaktan ibaret olmadığını biliyordum. Fakat yıllar geçtikçe bu gerçeği daha derinden kavradım:
Hayatın en önemli derslerinin çoğu tahtaya yazılmıyor.
Yıllar sonra kaleme aldığım “Tahtaya Yazılmayan Dersler” kitabımın temelinde de bu düşünce yer alıyor...
Bir öğretmen; matematiği öğretebilir, tarihi kavratabilir, şiir ezberletebilir. Fakat asıl mesele, bütün bunların ötesinde öğrencisinin karakterine ne kattığıdır.
Dürüstlüğü anlatmak başka, dürüst davranmayı göstermek başkadır.
Adaleti tarif etmek başka; adil olmayı öğretmek, merhametli olmayı, vicdanlı olmayı yaşatmak bambaşkadır.
Öğretmenlik yaptığımda şunu gördüm: Öğrenciler bazen anlattığımız konuları unutuyor, fakat kendilerine nasıl davrandığımızı unutmuyorlar. Bir öğretmenin sesi, bakışı, sabrı ve hatta suskunluğu bile öğrencisinin hafızasında yer edebiliyor. Tahtaya yazdığımız pek çok bilgi zamanla silindi. Fakat bazı cümleler öğrencilerin hafızasında yaşamaya devam etti….
Bazen bir öğretmenin söylediği kısa bir söz, öğrencisinin hayatına yön verebilir:
Sen başarabilirsin.
Pes etme.
İyi bir insan ol.
Kimse görmese de sen doğru olanı yap.
Bu cümleler ders kitaplarında yer almayabilir. Ancak hayatın en değerli dersleri çoğu zaman onların içinde saklıdır.
Öğretmen, yalnızca bilgi aktaran kişi değildir; öğrencisinin karakterini şekillendiren sessiz bir mimardır. Bir çocuğu cesaretlendirirken onun geleceğine ışık tutar; lakin gönlünü kırdığında ise farkında olmadan derin bir iz bırakabilir.
Bu nedenle öğretmenlik, büyük bir sorumluluk ister. Çünkü karşımızda yalnızca bir öğrenci değil, geleceğin bir insanı vardır.
Özellikle göreve yeni başlayan öğretmenlerimize büyük bir sorumluluk düşüyor. 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı’nın başında sınıflarına ilk kez girecek genç öğretmenlerimize bir büyüğünüz olarak şunu hatırlatmak isterim:
Çocuklarımıza yalnızca sınav kazanmayı değil, hayatı kazanmayı da öğretelim.
Onlara yalnızca başarıya ulaşmanın yollarını göstermeyelim; başarıya ulaştıklarında nasıl iyi ve erdemli bir insan olarak kalabileceklerini de öğretelim.
Bilgiyi öğretirken hikmeti,
akıllarını eğitirken vicdanlarını,
hedeflerini büyütürken merhametlerini ihmal etmeyelim.
Çünkü öğretmenin görevi yalnızca bilgi yüklemek değil; bilgiyi ahlakla, başarıyı erdemle, özgürlüğü sorumlulukla buluşturan insanlar yetiştirmektir.
Unutmayalım ki bugün sınıfımızda karşımızda duran çocuklar, yarının doktorları, mühendisleri, öğretmenleri, yöneticileri, sanatçıları ve anne-babaları olacaktır.
Biz onların yalnızca geleceğine değil, nasıl bir insan olacaklarına da dokunuyoruz.
Bu nedenle yeni bir öğretmenin sınıfa attığı ilk adım, aslında yalnızca bir mesleğe değil; bir neslin geleceğine atılmış ilk adımdır.
Çünkü diploma insanı meslek sahibi yapabilir lakin; ahlak, vicdan, merhamet ve sorumluluk insanı insan yapar.
Teknoloji değişiyor, bilgiye ulaşmak kolaylaşıyor. Bu nedenle öğretmenin görevi daha da önem kazanıyor. Artık mesele yalnızca “Ne biliyoruz?” sorusuna cevap vermek değil.
“Bildiklerimizle nasıl bir insan yetiştiriyoruz?” sorusuna cevap aramalıyız.
Çocuklarımıza yalnızca sözle değil, davranışlarımızla da bunu göstermeliyiz. Çünkü çocuklar çoğu zaman söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı belleğine yerleştirirler.
Bazı dersler hayat boyu devam eder; bir öğrencinin aldığı not zamanla unutulabilir. Bir sınavın sonucu yıllar sonra önemini yitirebilir. Fakat öğretmenin kazandırdığı değerler, öğrencinin hayatına uzun yıllar eşlik eder.
Belki öğrencilerimiz yıllar sonra yüzümüzü hatırlamayacak. Ancak zor zamanlarında söylediğimiz bir sözü, verdiğimiz cesareti ya da gösterdiğimiz sevgiyi, saygıyı hatırlayabilirler.
Öğretmenliğin görünmeyen gücü de budur:
Tahtaya yazılmaz.
Karneye işlenmez.
Sınavla ölçülmez.
Ama insanın hayatına yazılır…
Bugün geriye dönüp baktığımda, öğrencilerime hangi konuları anlattığımdan çok, onların hayatına nasıl dokunduğumu düşünüyorum. Bir öğrencinin kendine inanmasını sağlamak, bazen ona bir konuyu öğretmekten daha büyük bir başarıdır.
Öğretmen sınıftan ayrılır, tahta silinir, kitap kapanır. Fakat öğrencisinin ruhunda güzel bir iz bırakılmışsa ders devam eder…
2026-2027 eğitim-öğretim yılına girerken dileğim şudur:
Çocuklarımız bilgili olsunlar ama bilgileriyle kibirlenmesinler.
Başarılı olsunlar ama başkasının başarısına gölge düşürmesinler.
Güçlü olsunlar ama güçsüzü ezmesinler.
Çok kazanmayı öğrensinler ama paylaşmayı unutmasınlar.
Büyük hedefler kursunlar ama başkalarının hakkını çiğnemesinler.
Her şeyden önce iyi insanlar olmayı ve iyi insanlar yetiştirmeyi başaralım...
Elbette ki eğitim, yalnızca okulda gerçekleşmez. Eğitim evde başlar, okulda şekillenir ve hayat boyunca sürer. Öğretmen ise bu yolculukta çocuğa rehberlik eden en önemli kişilerden biridir.
Bu yüzden öğretmenin sınıfta sergilediği her davranış, öğrencinin zihninde ve gönlünde bir karşılık bulur. Öğretmen adil davranırsa adaleti, sabırlı olursa sabrı, saygı gösterirse saygıyı öğretir…
Yıllar önce sınıfa girerken geleceğin nasıl şekilleneceğini bilmiyorduk. Bugün geriye dönüp baktığımda şunu daha iyi anlıyorum: Biz yalnızca ders anlatmıyor, insan yetiştiriyorduk.
Her öğrencinin içinde ayrı bir dünya vardı. Kimi doktor, kimi öğretmen, kimi mühendis, kimi çiftçi, kimi sanatçı olmak istiyordu. Meslekleri ne olursa olsun, hepsinin önce iyi bir insan olmaya ihtiyacı vardı.
Yıllar sonra ulaştığım en önemli sonuçlardan biri şudur: Eğitimde başarı yalnızca yüksek notlarla, kazanılan sınavlarla ya da elde edilen diplomalarla ölçülmemelidir. Bir öğrencinin dürüst, vicdanlı, sorumluluk sahibi ve başkalarına saygılı bir insan olarak yetişmesi de en az akademik başarı kadar önemlidir.
Yeni eğitim-öğretim yılı vesilesiyle bütün öğretmenlere söylemek istediğim şudur:
Tahtaya yazdıklarınız önemli; fakat öğrencilerinizin gönlüne yazdıklarınız çok daha önemlidir…
Bu duygu ve düşüncelerle 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı’nın öğrencilerimize başarı, öğretmenlerimize sağlık ve sabır, velilerimize huzur; ülkemize ise bilgili, ahlaklı, vicdanlı ve erdemli nesiller kazandırmasını temenni ediyorum.
Son olarak genç öğretmenlerimize şunu söylemek istiyorum::
Dersiniz bilgi olsun,
sözünüz umut olsun,
davranışınız örnek olsun,
gönlünüz sevgiyle dolsun.
Ve unutmayalım:
Bazı dersler tahtaya yazılmaz.
Bazı sınavların kâğıdı yoktur.
Bazı notları öğretmen vermez.
Hayat verir…
Benim inancıma göre insan, en büyük derslerini çoğu zaman TAHTAYA YAZILMAYAN’lardan öğrenir. Yolunuz açık, bahtınız güzel, hedefiniz bilgi olsun…
Hamdullah IŞIK