Zamanın Kıymeti Ve İnsanın Hesap Verdiği O Gün

Nevzat AKSOY

18-02-2026 17:01

Zaman, ne kadar hızlı geçiyor, farkında mıyız? Geçmişe baktığımızda çocukluğumuz, gençliğimiz ne kadar hızla gelip geçti, değil mi? O yıllar, hem güzel anılar hem de hüzünle hatırladığımız, belki de pişmanlık duyduğumuz anılarla dolu. Ama bir sorum var: Bu zamanı ne kadar verimli kullandık? Bugün, hep birlikte bu soruya cevap arayalım.

Her bir an, bizim için bir sınav. Hayat bir test, bir imtihan alanı gibidir. Öyle ya, sabah uyandığında, geçmişine bakıp; vicdanının rahat olup olmadığını, Allah’a karşı olan sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorgulamak, insanın gerçek muhasebesini yapması için bir fırsattır. Ancak bu fırsat, bir yandan çok değerli, bir yandan ise her geçen saniye kaybolur. O yüzden zaman, her geçen dakikada, insan için bir nimet iken, aynı zamanda kaçan bir fırsattır. Bir gün, geriye bakıldığında “Keşke”lerle dolu bir hayatla karşılaşmak, en büyük pişmanlık olabilir.

Zamanın kıymetini idrak edebiliyor muyuz? Ne yazık ki çoğu insan, zamanla savaşıyor. Ama asıl savaş, zaman değil, içimizdeki eksikliklerle olmalı. Zaman, bir an geçtikçe başka bir şansa dönüşür; ancak geriye dönüp baktığınızda "Ben ne yaptım?" sorusunun cevabını, kalbinizde ararsınız. Ve o cevap, çoğu zaman bir boşluk, bir yoksulluk duygusuyla gelir. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

_"İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların kıymetini bilmeden tüketir: Sağlık ve boş vakit."* (Buhârî, Rikâk, 1)

Sağlık, vücudumuzun bizlere sunduğu bir kıymettir. Ancak zaman, Allah’ın bize sunduğu bir lütuftur. Sağlık, bedeninle ilgiliyken zaman, hayatın ta kendisidir. O yüzden, her iki nimet de en değerli hazinelerimizdir ve ne kadar farkında olursak, onları o kadar doğru kullanırız. Zamanı ve sağlığı doğru kullanmayan bir insan, bir gün bu nimetlerin kaybolduğunun farkına varacak ve bir "keşke" ile dolu bir hayatın kalıntıları arasında bulacaktır kendini.

Ancak zamanın kaybı, telafi edilemez. Geçen her dakika, bir daha geri gelmez. Her kaybedilen saniye, yeniden kazanılabilir değil. Ölüm, her an kapıyı çalabilir ve sevdiklerimizi kaybettiğimizde, pişmanlık içinde, "Keşke..." demek belki de en ağır yüklerden biri olacaktır. O zaman, hayatın anlamını kavrayamadığımızı, zamanın ne kadar kıymetli olduğunu, ölümün ne kadar yakın olduğunu bir kez daha fark ederiz. İşte o an, hayatımızın her anının değeri, tüm öncesinden çok daha büyük bir anlam taşır.

Hayatımızın her anında, attığımız her adımın hesabını vereceğimiz bir gün var. O gün geldiğinde, yalnızca yaptıklarımız değil, yapmadıklarımız da karşımıza çıkacak. Her geçen an, yalnızca bu dünyada değil, ahiretteki yerimizi de belirleyecektir. O yüzden bugünden itibaren, zamanımızı ne kadar doğru kullanıyoruz, bunu gözden geçirelim.

İnsanın hataları, eksiklikleri asla göz ardı edilmemelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bizlere şöyle buyurur:

_"Kim bir günah işler ve sonra Allah'a tövbe eder, o tövbesi kabul edilir."* (Tirmizî)

Tövbe etmek, bir anlamda vicdanın derinliklerine inmek ve o hata ile yüzleşmektir. Bir insan ne kadar hatalı da olsa, tövbe ettiği sürece, Allah’ın rahmeti kapısı asla kapanmaz. Fakat gerçek tövbe, yalnızca Allah’tan af dilemekle bitmez. Kırılan kalplerin, söylenen sözlerin, yapılan yanlışların telafisi de gereklidir. Zira bir kul, yalnızca Allah’tan değil, aynı zamanda diğer insanlardan da helallik almadığı sürece tövbesi kabul olmaz.

İnsanın bir diğer önemli sorumluluğu, başkalarına zarar vermemek, kırıcı olmamaktır. İnsan, bir hata yaptıysa, özür dileyip helallik almalıdır. Çünkü insan ruhunun en derin yaralarını, ancak helallik alarak iyileştirebiliriz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:

_"Kim haksız yere bir müslümana söver veya onu üzerse, Allah ondan razı olmaz. O kul, tövbe etmeden önce diğer müslümandan helallik almak zorundadır."* (Buhârî)

Helallik istemek, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak değil, aynı zamanda insanlarla aramızdaki kalp bağlarını onarmaktır. Bu yüzden, her fırsatta helalleşmeli, küs olduğumuz insanlarla barışmalı ve birbirimize karşı daha sabırlı olmalıyız.

Tövbe, pişmanlık, helallik ve dua, hayatımızda birbirini tamamlayan en değerli adımlardır. Dua, Allah ile aramızdaki en güçlü bağdır. Dua etmek, içsel huzuru bulmak, kalbimizi arındırmak ve günahlarımızdan arınmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) dua etmenin değerine şöyle dikkat çeker:

_"Dua, müminin silahıdır."* (Ebû Dâvûd)

Dua, sadece zor zamanlarda başvurulacak bir araç değildir. O, hayatın her anında ruhumuzu besleyen bir kaynaktır. Allah’a yönelmek, içimizdeki karanlıkları aydınlatır, iç huzurumuzu ve anlamı bulmamıza yardımcı olur. Bu yüzden, zamanımızı dua ile güzelleştirelim.

Hayat hızla geçiyor ve bir gün ölüm kapıyı çalacak. Bu kısa ömrü, Allah’ın rızasını kazanarak geçirmek, zamanın değerini anlamak, en büyük gayemiz olmalıdır. Yaptığımız her hata için tövbe etmeli, helallik istemeli ve dualarımızı eksik etmemeliyiz. Zamanı nasıl geçirdiğimiz, sadece dünyadaki hayatımızı değil, ahiretteki yerimizi de belirleyecektir. Unutmayalım, belki de bu zaman, hayatımızdaki son fırsat olabilir.

Bugün başlayın; tövbe edin, helallik isteyin, dua edin. Zamanın kıymetini unutmayın, çünkü zaman, bir ömür boyu arayışın en değerli fırsatıdır.

Vesselam,

Nevzat AKSOY

DİĞER YAZILARI Lafla Müslümanlık Olmaz 01-01-1970 03:00 Samimiyetin Kaybolduğu Çağda Hakiki Dostluğa Davet 01-01-1970 03:00 Adaletin Işığı, İktidarın Gölgesi 01-01-1970 03:00 Niyetin Gölgesinde Kaybolan Ameller 01-01-1970 03:00 Aciliyetimiz Fuzuli Gündemlerle Heba Oluyor 01-01-1970 03:00 Yakınmayalım!.. Sahte Niyetleri Bırakalım... 01-01-1970 03:00 Kuşbakışı Anlayışla Ülke Düzelmez 01-01-1970 03:00 MİLLETİMİZ ACİLEN REFAHA KAVUŞMALI 01-01-1970 03:00 Samimiyet Sınavımız, Kurban Bayramımız 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu Sevabıyla, Günahıyla İçindeki Bayramı Kendi Tercihiyle Yaşar 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu Kendi Tercihiyle Yaşar 01-01-1970 03:00 Dünya Bozulmadı, Dünyayı Biz Bozduk 01-01-1970 03:00 Çivisi Çıkan Dünya ve İnsanlık 01-01-1970 03:00 Bu Millet Yokluğun Değil, Kişisel İtibar ve Bonkör Bir Yönetim Yoksulu 01-01-1970 03:00 Ekonomiksel Yangına Hep Birlikte Su Serpelim 01-01-1970 03:00 Sözde mert, eylemde Kıt insanlık 01-01-1970 03:00 Mali İbadetle Sevaba Açılan Penceremiz Kurban Bayramımız 01-01-1970 03:00 Ölümü Derinden Düşünerek Hatırlamak 01-01-1970 03:00 Mum Gibi Eriyen Aile ve Kardeşlik 01-01-1970 03:00 Sorgulanması Gereken Yıllar 01-01-1970 03:00 Kişi ve kişiler içinde yaşadığı toplumun aynasıdır 01-01-1970 03:00 ADALETİN KILCAL DAMARLARIYLA OYNANMASIN 01-01-1970 03:00 Zaman Sevdiklerimizi Çalmadan Biz Sevdiklerimizin Kapısını Çalalım 01-01-1970 03:00 ​Tedbir Ve Önleme Bir Musibet Değil, Yüz Musibet Bile Yetmedi 01-01-1970 03:00 ​Bilinmeyen Mezralarda Hapis Olmuş İnsanlık 01-01-1970 03:00 ​Özle Buluşmayan Niyet 01-01-1970 03:00 -Özle Buluşmayan Niyet- 01-01-1970 03:00 İhmalkarlık ucuz ölü getirir 01-01-1970 03:00 ​İyiliğinde Zalimliğinde Tohumunu Biz Çimlendirdik 01-01-1970 03:00 Muassır Medeniyete Asrın Hastalığı Vetosu 01-01-1970 03:00 Başkanlık Sistemiyle Baltayı Taşa Vurduk 01-01-1970 03:00 İnsanlık Deformasyona Uğramanın Bedelini Ödüyor 01-01-1970 03:00 ​Özde Olmak, Yarınları Getirir 01-01-1970 03:00 Soruyoruz Yönetmek Bu Mu? 01-01-1970 03:00 ​Her Bir Siyasi Parti, Demokrasi İçin Alternatif Bir Zenginliktir 01-01-1970 03:00 ​Bilgi Cehaleti Kaldırır… 01-01-1970 03:00 ​Aç Tavuk Kendini Darı Ambarında Sanır 01-01-1970 03:00 Yıllar Geçtikçe Daha Da Batmak 01-01-1970 03:00 Soruyoruz Yönetmek Bu Mu? 01-01-1970 03:00 Hazine Garantli Rantların Millete Verdiği Zararların Acısı Geçmez 01-01-1970 03:00 Dereyi Geçene Kadar Siyaset… 01-01-1970 03:00 ​Bir Kaç Oy Yükseltmek, İktidar Olmak Kaygısı ve Sevdası… 01-01-1970 03:00 Bahanelerle Ülke Yönetilmez 01-01-1970 03:00 Hasta İnsan ve Yorgun Dünya Emar da? 01-01-1970 03:00 Kurtuluş ve Şifa Ayı Ramazan 01-01-1970 03:00 Cennet ucuz değil; cehennem de lüzumsuz değil... 01-01-1970 03:00 Dünya ve Dünyalık Sevgisi, İnsana Yatırımı Bitirdi 01-01-1970 03:00 Başkanlık Sistemi Türkiyeye Uymadı 01-01-1970 03:00 Başarımız ve Refahımız Reformlarda Değil 01-01-1970 03:00 Bu Ağır Buhranın Müessibbi Kim? 01-01-1970 03:00 ​Altına Değeri Sarraf, İnsana da Koranavirüs Verdi 01-01-1970 03:00 İçimizdeki gizli düşmana teslim ettik 01-01-1970 03:00 Gönüllerin Sultanı olmak 01-01-1970 03:00 ​Sınır Tanımayan Bonkör Savurganlık 01-01-1970 03:00 Vatan kutsaldır 01-01-1970 03:00 Farkındalık Tüm Zamanı Kuşatmalı 01-01-1970 03:00 Covid-19 siyasete bakışı değiştirir mi? 01-01-1970 03:00 Geçmişten Bugüne Eriyen Vicdan Ve İnsanlık 01-01-1970 03:00 Tarihe Nazaran Aynı Hatalara Düşmek 01-01-1970 03:00 ​Millet İradesinin Onayı Alınmadan Yapılan Yardımlar ...? 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Refah Seviyesi Kan Kaybediyor 01-01-1970 03:00 Soruyoruz Yönetmek Bu Mu? 01-01-1970 03:00 Hayat mesajını verdi acaba aldık mı? 01-01-1970 03:00 ​Sevaba Açılan Penceremiz Kurban 01-01-1970 03:00 Geçmişten Bugüne Eriyen Vicdan Ve İnsanlık 01-01-1970 03:00 İnsanlık Dünya ya ve Güzelliklere Müsilaj Saçıyor 01-01-1970 03:00 ​Hiç Zaman Tersine Döner Mi? 01-01-1970 03:00 Bilgi Cehaleti Kaldırır;.. 01-01-1970 03:00 Kişi ve kişiler içinde yaşadığı toplumun aynasıdır 01-01-1970 03:00 Türkiye İsrafa Baba, Kanayan Yaramız İşsizlik Ve Yoksulluğa Üvey Baba Olmamalı 01-01-1970 03:00 Vatanımız Ve Milletimiz Kaybedeceğine Menfaatli, Siyasi Egolar Kaybetsin 01-01-1970 03:00 Umut Tacirliği Üzerine Bina Edilmiş Sahte Düzenler 01-01-1970 03:00 Kararlılık Engel Tanımaz 01-01-1970 03:00 Doğru ve hakikatın mı yoksa menfaatin mi izindeyiz? 01-01-1970 03:00 Dünya Ve İnsanlık İçinde Alev Verdiği Zulmün İklimini Yaşıyor 01-01-1970 03:00 Yönetmek Vizyon Gerektirir 01-01-1970 03:00 Sunni Gündemler Patinajı 01-01-1970 03:00 ​Ne Ekiyorsak Onu Biçiyoruz 01-01-1970 03:00 ​Gönüllerin Sultanı Olmak 01-01-1970 03:00 Hükümetin Nabzı Millete Dönmekle Canlanır 01-01-1970 03:00 Sorunlar ve sıkıntılar... 01-01-1970 03:00 Başarımız ve Refahımız Reformlarda Değil 01-01-1970 03:00 Kazanılan Kazanımlarımız, Bugün Korlanmış Ateşle Buhar edildi 01-01-1970 03:00